SEYİTNİZAM KONAKLARI
ELİT YAPI

MEGAFONLA BAŞLADILAR, ZEYTİNBURNU’NDA TARİHİ DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNÜ AÇTILAR!

GÜNDEM 05.11.2026 - 13:29, Güncelleme: 05.11.2026 - 13:46
 

MEGAFONLA BAŞLADILAR, ZEYTİNBURNU’NDA TARİHİ DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNÜ AÇTILAR!

Zeytinburnu’nda ada bazlı kentsel dönüşüm için yıllardır süren mücadelede yeni bir döneme giriliyor. Sümer Mahallesi’nde 18 Nisan 2022’de megafonlarla sokak sokak dolaşılarak başlatılan çalışmalar, bugün altı adayı kapsayan büyük bir dönüşüm projesine dönüştü. Sevim Sevgi Yüksel, eski Zeytinburnu Meclis Üyesi İlkay Biber, müteahhit ve aynı zamanda malik olan Erdoğan Biberoğlu ile projeye destek veren mahalle sakinleri; beş buçuk yıllık süreci, 80’e yakın firmayla yapılan görüşmeleri, yüzde 53-47 paylaşım modelini, karot tartışmalarını ve maliklerin beklentilerini anlattı. İlk dört adada yüzde 50+1 çoğunluğun aşıldığı açıklanırken, diğer iki adada uzlaşma arayışı devam ediyor.

  SÜMER MAHALLESİ’NDE TARİHİ KENTSEL DÖNÜŞÜM HAMLESİ! Zeytinburnu’nun geleceğini yakından ilgilendiren kentsel dönüşüm çalışmaları, Sümer Mahallesi’nde önemli bir aşamaya ulaştı. Yıllardır eski yapı stokunun yenilenmesi, deprem güvenliği, ekonomik koşullar ve maliklerin uzlaşma sorunları nedeniyle gündemde olan dönüşüm sürecinde, ada bazlı model üzerinden kapsamlı bir çalışma yürütülüyor. Yaklaşık beş buçuk yıl önce birkaç mahalle sakininin girişimiyle başlayan süreç, zaman içerisinde yüzlerce malikin katıldığı, çok sayıda inşaat firmasıyla görüşmelerin gerçekleştirildiği ve farklı paylaşım modellerinin değerlendirildiği büyük bir projeye dönüştü. Altı adayı, yaklaşık 80 parseli ve 76-77 binayı kapsadığı belirtilen projede, maliklerin ortak bir noktada buluşturulması hedefleniyor. Açıklamalarda yalnızca binaların yenilenmesi değil; otopark, yeşil alan, sosyal donatı, trafik, konutların değer kazanması, kira yükü ve gelecek nesillere bırakılacak yaşam alanları da öne çıktı. SEVİM SEVGİ YÜKSEL: MEGAFONLA BAŞLAYAN MÜCADELENİN HİKÂYESİNİ ANLATTI Sümer Mahallesi’ndeki dönüşüm hareketinin başlangıç hikâyesini anlatan Sevim Sevgi Yüksel, ilk olarak kendi apartmanlarını yenilemek amacıyla yola çıktıklarını, ancak bireysel dönüşümün ekonomik açıdan oldukça ağır bir yük oluşturduğunu gördüklerini söyledi. Pandemi sonrasında yapılan hesaplamalarda bir malik veya daire başına yaklaşık 2-2,5 milyon lira civarında maliyet ortaya çıktığını belirten Yüksel, bu nedenle tek tek binaların değil, bütün bir bölgenin dönüşümünü sağlayacak bir model üzerinde çalışmaya başladıklarını ifade etti. Yüksel, 18 Nisan 2022 tarihinde birkaç arkadaşıyla birlikte harekete geçtiklerini belirterek, o günleri şu sözlerle anlattı: “Önce kaldırımlarda toplantılar yaptık. Daha sonra evlerimizde bir araya geldik. Kapı kapı dolaşarak insanlara kentsel dönüşüm isteyip istemediklerini sorduk. Ardından mikrofonu elimize alıp sokaklarda konuşmaya, parklarda toplantılar yapmaya başladık. Bütün bunları insanların isteğini öğrenmek ve bir yol alabilir miyiz diye görmek için yaptık.” Yüksel, mahalle sakinlerinin önemli bir bölümünün kentsel dönüşümün teknik, mimari, hukuki ve ekonomik boyutlarını bilmediğini, bu nedenle ilk aşamada vatandaşları bilinçlendirmeye öncelik verdiklerini söyledi. 1999 DEPREMİNDEN SONRA 19 YIL NİÇİN BEKLENDİ? Zeytinburnu’nun kentsel dönüşüm geçmişine de değinen Yüksel, 1999 Marmara Depremi sonrasında ilçenin 2003 yılında pilot bölge ilan edildiğini, 2015 yılında KİPTAŞ ve Zeytinburnu Belediyesi arasında proje ve maliyet görüşmelerinin başladığını, 2017’li yıllarda imzaların atıldığını ve 2020-2021 döneminde konutların teslim edildiğini hatırlattı.  2003 yılından 2022 yılına kadar geçen yaklaşık 19 yıllık sürecin önemli bir zaman kaybı olduğunu belirten Yüksel, geçmişte yaşanan sorunları tartışmak yerine bugünkü sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti. Yüksel, “Biz daha çok devlet erkânından planlanmış, programlanmış bir çalışma geleceği ümidiyle bekledik. Ancak sonunda elimizi taşın altına koymamız gerektiğini anladık” dedi. BELEDİYEYE RESMÎ BAŞVURULAR YAPILDI, GÖNÜLLÜ YÖNETİM OLUŞTURULDU Sürecin ilerlemesiyle birlikte bireysel çalışmaların yeterli olmayacağını gördüklerini belirten Yüksel, 2023 yılında resmî bir yapılanmaya geçtiklerini açıkladı. Yönetim ekibinin herhangi bir kişisel tercih veya atamayla değil, gönüllü katılımla oluşturulduğunu söyleyen Yüksel, aralarında inşaat mühendisi, mimar, avukat ve mali müşavirlerin bulunduğu bir ekibin çalışmalara katkı sunduğunu belirtti. Maliklerden aidat toplamadıklarını vurgulayan Yüksel, “Kim inşaat mühendisi, kim mimar, kim avukat, kim mali müşavir? Kim katkı sunabilecekse elini kaldırdı ve bizimle birlikte yol aldı. Benim prensibim şudur: Görev verilmez, görev alınır” ifadelerini kullandı. Belediyeye iadeli taahhütlü yazılar gönderdiklerini, çeşitli çözüm önerilerini resmî olarak ilettiklerini ve yüzlerce kez görüşme gerçekleştirdiklerini de belirten Yüksel, kamu kurumlarıyla daha koordineli bir çalışma yürütülmesi gerektiğini savundu. 80’E YAKIN İNŞAAT FİRMASIYLA GÖRÜŞÜLDÜ Projenin en önemli aşamalarından birini yüklenici firma arayışının oluşturduğunu belirten Yüksel, yaklaşık 80 inşaat firmasıyla iletişim kurduklarını, e-posta gönderdiklerini, birebir toplantılar yaptıklarını ve yazılı teklifler aldıklarını açıkladı. 31 Mayıs 2024 tarihinde firmalardan yazılı teklif istediklerini ve yaklaşık altı-yedi yazılı teklif aldıklarını belirten Yüksel, görüşmelerde en önemli anlaşmazlık konusunun yüzde 50-50 paylaşım modeli olduğunu söyledi. Yüksel, imar artışları ve mevcut bağımsız bölümlerin hesaplanmasıyla birlikte maliklerin karşılaşabileceği metrekare kayıplarına dikkat çekerek, 100 metrekarelik bir daire üzerinden yaklaşık yüzde 32,5 bandında bir kesinti ortaya çıkabildiğini ifade etti. Bölgedeki dairelerin zaten küçük olduğunu belirten Yüksel, bu nedenle paylaşım oranlarının yalnızca rakamsal olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. YÜZDE 53 MALİKLERE, YÜZDE 47 YÜKLENİCİYE: PROJENİN EN KRİTİK EKONOMİK MODELİ Görüşmelerin ardından üzerinde çalışılan paylaşım modelinin yüzde 53 maliklere, yüzde 47 yüklenici firmaya ayrılması şeklinde belirlendiğini açıklayan Yüksel, bu oranın bölge açısından önemli olduğunu söyledi. İLK DÖRT ADADA YÜZDE 50+1 ÇOĞUNLUK AŞILDI Projenin mevcut durumuna ilişkin en önemli açıklamalardan biri Sevim Sevgi Yüksel’den geldi. Yüksel, 2.494, 492, 90 ve 91 numaralı adalarda yüzde 50+1 çoğunluğun aşıldığını, diğer iki adada ise uzlaşma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Noter işlemlerine ilişkin belgelerin teknik ekip tarafından dijital ortama aktarıldığını belirten Yüksel, evrakların Zeytinburnu Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü ve İmar Müdürlüğü’ne iletilmesinin planlandığını söyledi. Yüksel, sürecin kayıt altında ve şeffaf yürütüldüğünü savunarak, diğer iki adanın da projeye katılmasını istediklerini ancak uzlaşma sağlanamaması hâlinde ilk dört adayla devam edebileceklerini ifade etti. MALİKLER YÜKSEK PAYLAŞIM VE DAİRE BEKLENTİLERİNİ ÖNE ÇIKARIYOR Yüksel, diğer iki adada yaşanan sorunların temelinde maliklerin farklı beklentilerinin ve alternatif firmaların sunduğu tekliflerin bulunduğunu belirtti. Bazı maliklerin yüzde 60-40 paylaşım veya bire iki daire beklentisi içerisinde olduğunu ifade eden Yüksel, yüzde 53-47 modelinin kabul edilmesi hâlinde uzlaşma sağlanabilecek bir zemin bulunduğunu savundu. Bölgede başka bir firmanın da çalışma yürüttüğünü ve kendileriyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Yüksel, hesaplamaların uyuşmaması nedeniyle görüşmelerin devam etmediğini söyledi. Yüksel, 14-15 dönümlük alanda 75-80 apartmanın dönüşümünü yönetmenin dahi zor olduğunu, yaklaşık 50 dönümlük alanda 208 apartman ve 1.700’ün üzerinde haneyi kapsayan bir dönüşümün ise çok daha büyük bir organizasyon gerektirdiğini ifade etti. “AMACIMIZ VATANDAŞIN MALINA ÇÖKMEK DEĞİL” Süreçte mahalle sakinlerinden gelen şikâyetlerin başında karot işlemleri ve mülklerin ellerinden alınacağı yönündeki endişelerin bulunduğunu belirten Yüksel, bu iddialara karşı çıktı. 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespit süreçlerinin yasal çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yüksel, ada bazlı dönüşümün tek tek binaların yenilenmesinden farklı bir süreç olduğunu söyledi. Yüksel, “Zorla karot aldırmak diye bir şey yok. Bunun yasal dayanağı var. Bu, insanların malına mülküne çökmek anlamına gelmiyor. Asıl mesele yapıların gerçek durumunu ortaya koymak” ifadelerini kullandı. Karot sonuçlarının kendilerini de endişelendirdiğini belirten Yüksel, yapı güvenliği konusunda zaman kaybedilmemesi gerektiğini savundu. KİRA KRİZİ DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLERDEN BİRİ İstanbul’da son dönemde yaşanan bina ve balkon çökmelerine dikkat çeken Yüksel, kentsel dönüşümün yalnızca deprem beklentisiyle ele alınmaması gerektiğini söyledi. Şiddetli yağışlarda bodrum katlarının su basması, rutubet, nem ve kötü kokuların da mevcut yapıların yaşam koşullarını olumsuz etkilediğini belirten Yüksel, vatandaşların daha sağlıklı ve güvenli binalarda yaşamayı hak ettiğini dile getirdi. Bununla birlikte ekonomik koşulların maliklerin kararlarını etkilediğini kabul eden Yüksel, kira yardımı ve taşınma desteği beklentilerinin her yüklenici tarafından karşılanmasının mümkün olmayabileceğini söyledi. Sözleşmede belirtilen inşaat süresinin aşılması hâlinde kira yardımı veya gecikme yükümlülüklerinin devreye girmesi gerektiğini ifade eden Yüksel, bütün şartların sözleşmelerde açıkça belirlenmesinin önemine dikkat çekti. “İNŞAAT SEKTÖRÜ ÇOK DARALDI, YENİ VE GÜVENİLİR FİRMA BULMAK KOLAY DEĞİL” İnşaat sektöründeki ekonomik koşulları da değerlendiren Yüksel, artan maliyetler ve finansman sorunlarının yeni projelerin hayata geçirilmesini zorlaştırdığını söyledi. Zeytinburnu’nda Veliefendi İşçi Blokları’nı bu anlamda süreci kurtarabilmiş örneklerden biri olarak gösteren Yüksel, aynı koşullarda yeni projeler ortaya çıkarmanın kolay olmadığını ifade etti. Bir firmayla görüşmeyi sonlandırmanın kolay olduğunu ancak yerine güvenilir ve projeyi tamamlayabilecek yeni bir yüklenici bulmanın zorlaştığını belirten Yüksel, maliklerin yalnızca sunulan yüksek tekliflere değil, projenin tamamlana bilirliğine de bakması gerektiğini savundu. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ İÇİN CİMER’E VE İLGİLİ KURUMLARA BAŞVURULAR YAPILDI Yüksel, süreç içerisinde yaşadıkları sorunları yalnızca mahalle toplantılarında dile getirmediklerini, CİMER üzerinden Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlıklara da başvurular yaptıklarını açıkladı. Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy’a da çeşitli çözüm önerileri sunduğunu belirten Yüksel, özellikle yüzde 50+1 uzlaşma şartı, kira artışları ve maliklerin ekonomik yükleri konusunda değerlendirmeler yaptığını söyledi. Öne çıkan önerilerinden birinin maliklerle inşaat firmalarını bir araya getirecek fuar alanları veya stantlar kurulması olduğunu belirten Yüksel, vatandaşların firmaları tanımasını, tamamlanmış projeleri görmesini ve teklifleri karşılaştırmasını istediklerini dile getirdi. “BU MESELE SİYASET ÜSTÜDÜR”: YÜKSEL’DEN ELEŞTİRİLERE VE MALİKLERE ÇAĞRI Farklı siyasi görüşlerden kişilerle birlikte çalıştığını belirten Yüksel, kentsel dönüşümün siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini vurguladı. Yüksel, “Bu mesele siyaset üstü. Sadece şikâyet etmek iş değil. İş yapıcı olmak gerekiyor” diyerek çözüm önerileriyle katkı sunan herkese kapılarının açık olduğunu söyledi. Projeye karşı çıkan veya henüz karar vermeyen maliklerin de proje ofisine gelerek sunulan teklifleri incelemesini isteyen Yüksel, kimseyi zorla ikna etmek gibi bir yaklaşımlarının olmadığını belirtti. Yüksel, “Hayır deme hakları baki. Kimseyi zorla bir düşünceye ikna etmek gibi bir yaklaşımımız yok. Ancak projeyi görmeden, ayrıntılarını dinlemeden yalnızca karşı çıkmak için muhalefet edilmesini doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı. İLKAY BİBER: “ADA BAZLI KENTSEL DÖNÜŞÜM, ESKİ BİNALARIN KURTULUŞ REÇETESİDİR” Projenin teknik ve ekonomik boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan eski Zeytinburnu Meclis Üyesi İlkay Biber, kentsel dönüşümün siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini vurguladı. 2009 yılından bu yana Zeytinburnu’nda çeşitli çalışmalar yürüttüğünü ve ilçenin yapı stokunu yakından tanıdığını belirten Biber, “Kentsel dönüşüm siyaset üstü bir meseledir. Bunun AK Partisi, CHP’si yok. Deprem olduğu, bina yıkıldığı zaman içerideki insanın siyasi görüşüne bakılmaz. Hepimiz aynı tehlikeyle karşı karşıyayız” dedi. Biber, Zeytinburnu’nda geçmişte deprem olmadan çöken binaları ve son dönemde yaşanan balkon çökmesi gibi olayları hatırlatarak yapı güvenliği konusunda daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini ifade etti. “ZEYTİNBURNU’NDA DEPREM OLMADAN BİNALAR ÇÖKTÜ”: KAROT SONUÇLARINA DİKKAT ÇEKTİ Çırpıcı ve Sümer mahallelerinde geçmiş yıllarda meydana gelen bina çökmelerine değinen Biber, eski yapı stokunun durumuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Biber, “Zeytinburnu’nda deprem olmadan üç dört binanın çöktüğünü hatırlıyorsunuz. Çırpıcı’da, Sümer’de yaşanan olayların haberlerini siz de yaptınız. Bugün balkon çökmesini konuşuyoruz. Bunların hepsi binalarımızın ne kadar riskli ve problemli olduğunu gösteriyor. Bu bölgelerden alınan karot numunelerinin sonuçları da gerçekten içler acısı” ifadelerini kullandı. DEVLET DESTEĞİ VE +1 KAT DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNÜ AÇTI Beş yılı aşkın süredir devam eden firma arayışında Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na kadar birçok şirketle görüşüldüğünü belirten Biber, en az 50 firmayla birebir temas kurduklarını söyledi. Son bir yıldır E-Grup ile sürecin devam ettirilmeye çalışıldığını belirten Biber, devletin sağladığı desteklerin de dönüşüm açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu dile getirdi. Biber, Yarısı Bizden kampanyası kapsamında sağlanan 1 milyon 750 bin liralık destekten söz ederek, yasal düzenlemeler, uzlaşma oranları ve imar hakları konusunda atılan adımların dönüşüm çalışmalarını kolaylaştırmayı amaçladığını ifade etti. Biber, projede devlet desteğiyle birlikte yüklenici firmanın her bağımsız bölüme 12 metrekare ilave alan sağladığını belirtti. Bu katkının özellikle küçük daireler açısından önemli olduğunu savunan Biber, 1 milyon 750 bin liralık hibe ve kredi desteğinin maliklerin yeni konutlarına ilişkin hesaplamalarda dikkate alınması gerektiğini söyledi. Biber ayrıca bölgede geçmiş yıllarda imar planlarına göre olması gerekenden fazla kat çıkılan, kaçak veya sonradan eklenen bölümlerin bulunduğunu belirterek, bireysel dönüşümde bu bölümlerin yeni yapılarda aynı şekilde karşılık bulmayabileceğini ifade etti. Tek başına dönüşüme giren bazı maliklerin hibe ve kredi desteği dışında 1-1,5 milyon lira civarında ilave maliyetle karşılaşabileceğini ileri süren Biber, ada bazlı dönüşümün ekonomik açıdan daha uygulanabilir bir model oluşturabileceğini savundu. OTURUM ALANLARI, OTOPARK VE YEŞİL ALANLAR: SADECE BİNALAR DEĞİL MAHALLE YENİLENECEK İlkay Biber, projenin en önemli avantajlarından birinin yalnızca konutların yenilenmesiyle sınırlı kalmaması olduğunu söyledi. Zeytinburnu’nda uzun yıllardır devam eden otopark sorununun ada bazlı dönüşümle birlikte ele alınabileceğini belirten Biber, yeni yaşam alanlarında otopark, yeşil alan ve sosyal donatı alanlarının planlanmasının önemli bir kazanım olacağını dile getirdi. Biber, “Burada ada bazlı bir kentsel dönüşüm düşünülüyor. Otoparkı, yeşil alanı, sosyal donatı alanları olan bir yaşam alanı ortaya çıkacak. Bu proje sadece binaları yenilemeyecek, mahalledeki yaşam koşullarını da iyileştirecek” dedi. ALTI ADA, 80 PARSEL, 76-77 BİNA: BİBER’E GÖRE PROJE YAPILABİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR Dönüşüm alanının büyüklüğüne ilişkin bilgi veren Biber, toplam altı ada, yaklaşık 80 parsel ve 76-77 mevcut binanın bulunduğunu belirtti. Yaklaşık 600-700 malikin bulunduğu ifade edilen proje alanında farklı beklentilerin ve alternatif firmaların maliklerin kararlarını etkilediğini söyleyen Biber, buna rağmen projenin yönetilebilir ve sürdürülebilir olduğunu düşündüğünü ifade etti. Biber, tek bir binada dahi maliklerin uzlaşmasının yedi-sekiz yıl sürebildiğine dikkat çekerek, Özmutlu Düğün Salonu’nun bulunduğu binayı örnek gösterdi. “Bir binanın kendi içerisinde anlaşması bile bazen yedi-sekiz yıl sürebiliyor. Herkesin farklı beklentisi, farklı hesabı var. Tek tek binaları dönüştürmeye çalıştığınızda bu sorunları çözmek çok zorlaşıyor. O nedenle ada bazlı kentsel dönüşüm, eski binaların kurtuluş reçetesidir” dedi. ERDOĞAN BİBEROĞLU: “KENDİ BİNAMI KENDİM YAPABİLİRDİM AMA ADA BAZLI DÖNÜŞÜMÜ TERCİH ETTİM” Projeye malik olarak katılan ve aynı zamanda inşaat sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren Erdoğan Biberoğlu, neden ada bazlı dönüşüm modelini tercih ettiğini anlattı. Dede-baba Zeytinburnulu olduğunu belirten Biberoğlu, ilçenin geçmişte taşlı, çakıllı ve bakımsız gecekondu bölgelerinden oluştuğu dönemlerde burada büyüdüğünü söyledi. 1980’li yıllardan itibaren inşaat sektörünün içerisinde bulunduğunu ifade eden Biberoğlu, Zeytinburnu’nun daha düzenli, refah seviyesi yüksek ve modern bir yapıya kavuşmasının uzun yıllardır en büyük arzusu olduğunu dile getirdi. Bölgede 1990 yılında yaptığı bir binasının bulunduğunu belirten Biberoğlu, kendi binasını tek başına yeniden inşa etme imkânı olmasına rağmen ortak dönüşüm projesine katılmayı tercih ettiğini söyledi. Biberoğlu, “Kendi binamı kendim de yeniden inşa edebilirdim. Ancak otoparkı, çevre düzenlemesi ve sosyal donatı alanlarıyla daha nitelikli bir yaşam alanı ortaya çıkacağına inandığım için ada bazlı dönüşümü tercih ettim” dedi. “HERKESİN EŞİT ŞARTLARDA KONUT SAHİBİ OLMASI ÇOK ÖNEMLİ” Paylaşım modeline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Biberoğlu, yüzde 47 yüklenici payının bölgedeki koşullar açısından ulaşılabilen önemli oranlardan biri olduğunu söyledi. Bazı maliklerin bölgenin değer kazanacağı beklentisiyle daha yüksek metrekare ve daha fazla bağımsız bölüm talep ettiğini belirten Biberoğlu, kişisel beklentilerden ziyade bütün maliklerin ortak menfaatlerinin gözetilmesi gerektiğini savundu. Kendi binasının konum itibarıyla oldukça değerli olduğunu, deniz, adalar ve çevredeki manzaranın görülebildiğini belirten Biberoğlu, buna rağmen bireysel kazanç ihtimali yerine ortak yaşam projesini tercih ettiğini ifade etti. OTOPARK SORUNU BİBEROĞLU’NUN DA TERCİHİNDE BELİRLEYİCİ OLDU Sümer Mahallesi’nde yaşadığı en büyük sorunlardan birinin otopark olduğunu anlatan Biberoğlu, eve geldiğinde aracını park edebilmek için uzun süre yer aradığını söyledi. Ada bazlı dönüşümle birlikte otopark probleminin çözülmesinin bile başlı başına büyük bir kazanım olacağını belirten Biberoğlu, çevre düzenlemesi ve sosyal donatı alanlarının da mahalle yaşamını değiştireceğini dile getirdi. Bununla birlikte inşaat sürecinin kolay olmayacağına dikkat çeken Biberoğlu, geçmişte kendi binasını yaparken zeminden su çıktığını hatırlatarak yüklenici firmanın da ciddi teknik ve mali zorluklarla karşılaşabileceğini ifade etti. “BU İŞİ HİÇBİR ÇIKAR BEKLEMEDEN, TAMAMEN GÖNÜLLÜ OLARAK BURAYA KADAR GETİRDİLER” Yaklaşık beş buçuk yıllık çalışmada gönüllü ekibin emeğine dikkat çeken Biberoğlu, süreçte görev alan kişilerin herhangi bir maaş veya kişisel çıkar beklentisi olmadan çalıştığını söyledi. “Gerçekten bir ateş yaktılar ve bu süreci devam ettirdiler. Tamamen amatör ruhla, herhangi bir çıkarları, maaşları veya kişisel beklentileri olmadan çalıştılar. Büyük emek vererek projeyi bugünkü aşamaya taşıdılar” ifadelerini kullandı. Biberoğlu, henüz toplantılara katılmayan ve projeyi yerinde görmeyen komşularına da çağrıda bulunarak, bütün maliklerin karar vermeden önce proje hakkında bilgi sahibi olmasını istedi. AHMET GÜNEY: “BİZ BURADA TİCARİ BİR AMAÇLA DEĞİL, GÖNÜLLÜLÜK ESASIYLA ÇALIŞIYORUZ” Maliklerin oluşturduğu yönetim ekibinde yer alan ve gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren Ahmet Güney, çalışmalarda herhangi bir ticari amaç gütmediklerini belirtti. Kendisinin de Sümer Mahallesi’nde malik olduğunu vurgulayan Güney, yönetim ekibinin temel amacının maliklerin haklarını ve ortak menfaatlerini korumak olduğunu söyledi. Güney, “Biz burada herhangi bir ticari amaç gütmeden, tamamen gönüllülük esasıyla çalışıyoruz. Maliklerimizi temsil ediyor, onların haklarını ve ortak menfaatlerini gözetmeye gayret ediyoruz” dedi. “5 MİLYON LİRALIK GAYRİMENKULÜMÜZÜN 20 MİLYON LİRA SEVİYESİNE ULAŞABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ” Gayrimenkul değerleri açısından da dönüşümün önemli bir fırsat oluşturduğunu belirten Güney, bugün yaklaşık 5 milyon lira değerinde olduğunu ifade ettiği gayrimenkullerinin proje tamamlandığında 20 milyon lira seviyesinde bir değere ulaşabileceğini öngördüklerini söyledi. Bu rakamların piyasa koşullarına bağlı beklentiler olduğunun altını çizen Güney, maliklerin yalnızca bugünkü metrekare hesabına değil, gelecekte oluşabilecek konut değerine ve yaşam kalitesine de bakması gerektiğini ifade etti. “KENTSEL DÖNÜŞÜM ADA BAZLI OLMALI”: 80 DAİRELİK BİR SOKAĞIN OTOPARK SORUNU NASIL ÇÖZÜLECEK? Tek tek bina yenilemenin bütün bir mahallenin sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini savunan Güney, ada bazlı dönüşümün önemini otopark örneği üzerinden anlattı. Bir sokakta 40 bina ve her binada ortalama iki daire bulunduğunda 80 konutun ortaya çıkacağını belirten Güney, bu kadar yoğun bir yapılaşmada otopark ihtiyacının yalnızca sokak üzerinde karşılanmasının ciddi sorunlar doğuracağını söyledi. Güney, ada bazlı modelin altyapı, otopark, çevre düzenlemesi ve sosyal donatı alanlarının birlikte planlanmasına imkân tanıyacağını ifade etti. DİĞER FİRMA VE YÜKSEK METREKARE VAATLERİ TARTIŞMA KONUSU OLDU Bölgede başka bir inşaat firmasının da çalışma yürüttüğünü belirten Güney, bazı açıklamaların maliklerde endişe ve tereddüt oluşturduğunu savundu. Geçmişte imar alanında görev almış kişilerin de sürece katkı sunmasını beklediğini söyleyen Güney, eleştiriye karşı olmadıklarını ancak eleştirilerin çözüm önerileriyle birlikte ortaya konulması gerektiğini dile getirdi. Güney, “Biz kimsenin soru sormasına, eleştiri getirmesine karşı değiliz. Tam tersine, herkes gelsin, görüşünü açıklasın. Ancak yalnızca karşı çıkmak yerine çözümün parçası olmak daha doğru olacaktır” dedi. KİRA YÜKÜ ALTINDAKİ MALİKLERE DESTEK ÖNERİSİ: YÜKLENİCİ FİRMAYLA GÖRÜŞME YAPILDI Dönüşüm sürecinde en önemli ekonomik sorunlardan birinin kira yükü olduğunu belirten Güney, özellikle kira geliriyle geçinen veya taşınma döneminde ekonomik zorluk yaşayabilecek maliklerin durumunu dikkate aldıklarını söyledi. Bu kapsamda yüklenici firma Ahmet Dokumacı’ya bir öneri sunduklarını belirten Güney, bazı daire tiplerinde yaşam konforunu ciddi ölçüde düşürmeyecek sınırlı metrekare düzenlemeleriyle kira yükünü hafifletecek bir destek sağlanıp sağlanamayacağını görüştüklerini açıkladı. Güney, Ahmet Dokumacı’nın bu öneriye olumlu yaklaştığını ve değerlendirmeyi kabul ettiğini belirtti. Maliklere çağrıda bulunan Güney, “Evinizi satmak için acele etmeyin. Gelin, projeyi inceleyin, bilgi alın ve sürecin içerisinde yer alın. Belki bugün 80 metrekare olan daireniz yerine 70 metrekarelik bir daire alacaksınız. Ancak üç-dört yıl sonra daha güvenli, daha modern ve daha değerli bir konuta sahip olmanın sağlayacağı kazanımları da düşünmeliyiz” ifadelerini kullandı. MUSTAFA DUYAR: “BELKİ BİZ GÖREMEYECEĞİZ AMA ÇOCUKLARIMIZ ‘İYİ Kİ BU PROJEYE GİRMİŞSİNİZ’ DİYECEK” Emekli malik Mustafa Duyar da yaklaşık dört buçuk-beş yıldır dönüşüm sürecinin içerisinde olduklarını belirterek, projeye katılma kararlarının temelinde gelecek nesillere daha iyi bir yaşam alanı bırakma düşüncesinin bulunduğunu söyledi. Sevim Sevgi Yüksel ve beraberindeki ekiple birlikte yürütülen çalışmaları yakından takip ettiğini belirten Duyar, farklı firmalarla yapılan görüşmelerde verilen sözlerle gerçekte yapılabilecekler arasında farklılıklar gördüğünü ifade etti. Duyar, mevcut projeyi tercih etmesinde yüklenicinin yapabileceklerine inanmasının ve güvenilir bulmasının etkili olduğunu belirtti. “Belki bizler bu yaştan sonra projenin bütün sonuçlarını göremeyeceğiz. Ancak çocuklarımız bir gün dönüp baktıklarında, ‘İyi ki annemiz, babamız bu projeye katılmış. Bize daha güzel bir gelecek bırakmış’ diyecekler. Bizim için en büyük mutluluk da bu olacak” dedi. Duyar, projenin güzel bir şekilde tamamlanacağına inandığını ve kararından dolayı memnuniyet duyduğunu ifade etti. ALİ GEÇİCİ: “TABUT EVLERDE YAŞIYORUZ, ADA BAZLI DÖNÜŞÜM BÜYÜK BİR FIRSAT” Sümer Mahallesi’nde kentsel dönüşüm projesinin maliklerinden Ali Geçici, mevcut binaların fiziki durumuna dikkat çekerek ada bazlı dönüşümün yalnızca konutları yenilemekten ibaret olmadığını söyledi. Projenin sosyal donatıları, ortak kullanım alanları ve çevre düzenlemesiyle bütüncül bir yaşam alanı oluşturmayı hedeflediğini belirten Geçici, yüklenici firma Ahmet Dokumacı’nın daha önce Zeytinburnu’nda hayata geçirdiği siteleri yerinde görme imkânlarının kendilerine güven verdiğini ifade etti. Sözleşmenin maliklerin haklarını gözeten hükümler içerdiğini düşündüğünü aktaran Geçici, bir malikin avukatıyla birlikte sözleşmeyi inceleyerek imzalamasını da sürece ilişkin örnek olarak anlattı. Projeye henüz katılmayan komşularına çağrıda bulunan Geçici, karar vermeden önce projenin yerinde görülmesini, sözleşmenin tüm maddelerinin incelenmesini ve soruların doğrudan yetkililere yöneltilmesini istedi. Karot sonuçlarını ve fotoğraflarını gördüğünü belirterek mevcut yapıların durumunu “içler acısı” sözleriyle değerlendiren Geçici, dönüşümün gecikmeden ilerlemesi gerektiğini vurguladı: “Amacımız yalnızca yeni binalara sahip olmak değil; ailelerimizin, çocuklarımızın ve komşularımızın güvenli bir geleceğe kavuşmasıdır.” MUSTAFA ERDOĞAN: “KENTSEL DÖNÜŞÜM SADECE APARTMANI YIKIP YENİDEN YAPMAK DEĞİLDİR” Sümer Mahallesi’nde malik olan Mustafa Erdoğan, dönüşüm sürecine ilişkin değerlendirmelerinde güvenli konutların yanı sıra çağdaş bir yaşam alanına kavuşmanın önemini vurguladı. Yaklaşık iki-üç yıldır devam eden araştırma ve görüşmelere yakından şahit olduğunu belirten Erdoğan, maliklerin iki temel beklentisinin bulunduğunu söyledi. Bunların ilkinin sağlam ve güvenli binalarda yaşamak, ikincisinin ise daha modern, konforlu ve sosyal imkânlara sahip bir çevrede yaşam sürdürmek olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Yalnızca apartmanımızı yenilersek eski yaşam alışkanlıklarımızı sürdürmeye devam ederiz. Oysa ada bazlı ve bütüncül projelerle güvenli yapıların yanı sıra sosyal imkânları, otoparkı, çevre düzenlemesi ve trafik sorunlarına çözüm üreten yaşam alanları oluşturulabilir” dedi. “ELİMİZDEKİNİ KAYBEDER MİYİZ?” ENDİŞESİYLE İKİ-ÜÇ YIL ARAŞTIRMA YAPTI Büyük dönüşüm projelerine ilişkin vatandaşların endişelerini anlayışla karşıladığını belirten Mustafa Erdoğan, kendilerinin de karar vermeden önce uzun süre araştırma yaptığını söyledi. “Acaba elimizdekini de kaybeder miyiz? Zarara uğrar mıyız? Dolandırılır mıyız? Bugünkü dairemizden olur muyuz?” sorularının kendilerinin de aklından geçtiğini ifade eden Erdoğan, farklı firmalarla görüştüklerini, tamamlanmış projeleri yerinde incelediklerini ve yüklenici firmanın mali gücünü değerlendirdiklerini belirtti. Erdoğan, bugün sözleşme yaptıkları firmayı tercih etmelerinde geçmiş projelerinin, Zeytinburnu’nda bilinen bir isim olmasının ve yaptıkları araştırmaların etkili olduğunu dile getirdi. “BUNDAN SONRAKİ EN BÜYÜK BEKLENTİMİZ PROJENİN AKSAMADAN TAMAMLANMASI” Sürecin bundan sonraki aşamasında en önemli beklentilerinin projenin herhangi bir nedenle duraksamaması olduğunu belirten Erdoğan, yeni ve güvenli konutların mümkün olduğunca hızlı tamamlanarak maliklere teslim edilmesini istediklerini söyledi. Projeye mesafeli yaklaşan komşularına da çağrıda bulunan Erdoğan, vatandaşların bütün ayrıntıları sorgulamasını, yetkililere doğrudan soru yöneltmesini ve bilinçli karar vermesini istedi. Yaklaşık 600-700 malikin bulunduğu büyük bir projede herkesin ortak noktada buluşturulmasının kolay olmadığını ifade eden Erdoğan, yüzlerce malikin ortak iradesiyle ortaya çıkacak yaşam alanının değerinin tek bir apartman projesinden farklı olacağını savundu. “BU PROJE TAMAMLANDIĞINDA ZEYTİNBURNU’NUN MARKA YAŞAM ALANLARINDAN BİRİ OLACAK” Mustafa Erdoğan, dönüşümün tamamlanmasıyla birlikte yalnızca konutların yenilenmeyeceğini, aynı zamanda bölgenin bilinen ve tercih edilen bir yaşam alanına dönüşebileceğini söyledi. Güvenli, sağlıklı, modern ve sosyal imkânlara sahip bir çevre hayal ettiklerini belirten Erdoğan, çocukların huzurla yaşayabileceği bir mahalle oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Erdoğan, projenin tamamlanmasının ardından gayrimenkullerin kiralama ve satış değerinin de artabileceğini düşündüğünü ifade ederek komşularını süreci yakından takip etmeye davet etti. SERDAL DEMİRAL: “EVLERİMİZİN DURUMU İÇLER ACISI, BİNALARIMIZ ARTIK ÇÜRÜMEYE BAŞLADI” Sümer Mahallesi’nde yaşayan maliklerden Serdal Demiral, dönüşüm kararının arkasındaki en önemli nedenin mevcut binaların fiziksel durumu olduğunu söyledi. Binada kolonlarda dökülmeler başladığını, üst katlardan su geldiğini ve bodrum bölümlerinde ciddi nem ve yıpranma yaşandığını anlatan Demiral, bina yönetiminde de görev yaptığı için sorunları yakından bildiğini belirtti. Demiral, “Bir akşam evde otururken büyük bir gürültü duyduk ve hepimiz ayağa kalktık. Kontrol ettiğimizde kolonlarda dökülmelerin başladığını gördük. Su ve nem nedeniyle binamızın alt bölümlerinde ciddi yıpranmalar meydana geldi” dedi. Bu şartlarda yaşamaya devam etmek istemediklerini belirten Demiral, aileleri için daha güvenli bir gelecek oluşturmak amacıyla dönüşüm arayışına girdiklerini ifade etti. “ABARTILI VAATLER DEĞİL, HAKKIMIZIN NE OLDUĞUNU AÇIKÇA ANLATAN PROJE İSTEDİK” Farklı firmalarla görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Demiral, kendileri için en önemli kriterin sunulan tekliflerin gerçekçi olması ve maliklerin haklarının açıkça anlatılması olduğunu söyledi. Bölgede başka bir firmanın da çalışma yürüttüğünü ifade eden Demiral, diğer maliklerin tercihine saygı duyduklarını ancak kendi kararlarını verirken tekliflerin uygulanabilirliğine baktıklarını dile getirdi. Demiral, bazı metrekare vaatlerinin gerçekçiliği konusunda soru işaretleri oluştuğunu belirterek, “Bizim için önemli olan adil olmak, açık konuşmak ve haklarımızı net biçimde ortaya koymaktı” dedi. “DEPREMİ BEKLEMEDEN GÜVENLİ EVLERİMİZE KAVUŞMAK İSTİYORUZ” Dönüşümün temel amacının deprem yaşanmadan önce riskli yapılardan kurtulmak olduğunu vurgulayan Demiral, ailelerin güvenli konutlarda yaşamasının her şeyden önemli olduğunu söyledi. “Bizim en büyük isteğimiz, deprem gerçeğiyle karşı karşıya kalmadan önce güvenli konutlarımıza kavuşmak. Hepimizin ailesi, çoluğu çocuğu ve geleceğe dair beklentileri var. İstediğimiz şey çok açık: Rahat, güzel, sağlam ve güvenli evlerde yaşamak” ifadelerini kullandı. Demiral, Real Grup ile çalışma kararlarının firmanın geçmişte gerçekleştirdiği projeleri ve kendilerine sunulan şartları değerlendirmeleri sonucunda oluştuğunu belirterek, tercihlerini sürdürmek istediklerini söyledi. EMEKLİ ÖĞRETMEN SABİTE ERŞAHİN: “ÇOCUKLARIMIZ KORKMADAN SOKAĞA ÇIKIP OYNAYABİLMELİ” Projeye destek veren emekli öğretmen Sabite Erşahin, kentsel dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesiyle sınırlı olmadığını, çocukların ve ailelerin güvenli bir çevrede yaşamalarının da önemli olduğunu söyledi. Yıllarca öğretmenlik yaptığını belirten Erşahin, doğru bilginin ve doğru insanların önemine dikkat çekerek, vatandaşların evlerine girerken kaygı taşımadan, geceleri huzur içerisinde uyuyabilecekleri yaşam alanlarına kavuşması gerektiğini ifade etti. Erşahin, “Çocuklarımızın sokaklara çıkarken korkmadan çıkabilmesi, oyun oynarken sürekli annesine seslenmek zorunda kalmadan güvenli bir alanda vakit geçirebilmesi, ebeveynler için birinci önceliktir. Gelecek nesillerin daha güvenli alanlarda büyümesini, eğlenmesini ve yaşamını sürdürmesini istiyoruz” dedi. “ÖNCE SAĞLAM BİNALAR, ARDINDAN KONFORLU YAŞAM” Dönüşüm projesine verdiği desteğin iki temel nedeni bulunduğunu belirten Erşahin, bunların sağlam ve güvenli binalarda yaşamak ile insani yaşam standartlarına uygun konforlu alanlara kavuşmak olduğunu söyledi. Projeye öncülük eden ve destek veren kişilere teşekkür eden Erşahin, Olik ve Real firmalarının da projeyi üstlenme iradesine dikkat çekti. Erşahin, kaygıların azaldığı, konforun arttığı ve çocukların güvenle büyüyebileceği bir gelecek istediklerini belirterek projeye destek verdiğini ifade etti. KİRA, METREKARE VE GÜVEN: SÜMER MAHALLESİ’NDE DÖNÜŞÜMÜN EN KRİTİK SINAVI Sümer Mahallesi’nde yürütülen ada bazlı kentsel dönüşüm çalışması, bir tarafta yıllardır yenilenmeyi bekleyen eski yapı stokunu, diğer tarafta maliklerin ekonomik beklentilerini ve farklı firmaların tekliflerini karşı karşıya getiriyor. Sevim Sevgi Yüksel’in 18 Nisan 2022’de megafonla başlattığı çalışmalar, bugün ilk dört adada yüzde 50+1 çoğunluğun aşıldığının açıklanmasıyla yeni bir aşamaya ulaşmış durumda. İlkay Biber, ada bazlı dönüşümün teknik ve ekonomik açıdan önemini anlatırken; Erdoğan Biberoğlu, kendi binasını bireysel olarak yenileme imkânı bulunmasına rağmen ortak yaşam projesini tercih ettiğini açıkladı. Ahmet Güney, maliklerin haklarının korunması ve kira yükünün hafifletilmesi gerektiğini vurgularken; Mustafa Duyar, Ali Geçici, Mustafa Erdoğan, Serdal Demiral ve Sabite Erşahin ise güvenli konutların yanı sıra çocuklara ve gelecek nesillere daha iyi bir yaşam alanı bırakmanın önemine dikkat çekti. Şimdi gözler diğer iki adada yürütülecek uzlaşma çalışmalarına, belediyeye sunulacak resmî evraklara ve projenin uygulama aşamasına çevrilmiş durumda. Sümer Mahallesi’nde yıllar önce megafonlarla sokak sokak dolaşılarak başlatılan dönüşüm talebinin, yüzlerce malikin ortak iradesiyle nasıl bir yaşam projesine dönüşeceği önümüzdeki sürecin en önemli gündem başlıklarından biri olacak. ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL RÖPORTAJ
Zeytinburnu’nda ada bazlı kentsel dönüşüm için yıllardır süren mücadelede yeni bir döneme giriliyor. Sümer Mahallesi’nde 18 Nisan 2022’de megafonlarla sokak sokak dolaşılarak başlatılan çalışmalar, bugün altı adayı kapsayan büyük bir dönüşüm projesine dönüştü. Sevim Sevgi Yüksel, eski Zeytinburnu Meclis Üyesi İlkay Biber, müteahhit ve aynı zamanda malik olan Erdoğan Biberoğlu ile projeye destek veren mahalle sakinleri; beş buçuk yıllık süreci, 80’e yakın firmayla yapılan görüşmeleri, yüzde 53-47 paylaşım modelini, karot tartışmalarını ve maliklerin beklentilerini anlattı. İlk dört adada yüzde 50+1 çoğunluğun aşıldığı açıklanırken, diğer iki adada uzlaşma arayışı devam ediyor.

 

SÜMER MAHALLESİ’NDE TARİHİ KENTSEL DÖNÜŞÜM HAMLESİ!

Zeytinburnu’nun geleceğini yakından ilgilendiren kentsel dönüşüm çalışmaları, Sümer Mahallesi’nde önemli bir aşamaya ulaştı. Yıllardır eski yapı stokunun yenilenmesi, deprem güvenliği, ekonomik koşullar ve maliklerin uzlaşma sorunları nedeniyle gündemde olan dönüşüm sürecinde, ada bazlı model üzerinden kapsamlı bir çalışma yürütülüyor. Yaklaşık beş buçuk yıl önce birkaç mahalle sakininin girişimiyle başlayan süreç, zaman içerisinde yüzlerce malikin katıldığı, çok sayıda inşaat firmasıyla görüşmelerin gerçekleştirildiği ve farklı paylaşım modellerinin değerlendirildiği büyük bir projeye dönüştü. Altı adayı, yaklaşık 80 parseli ve 76-77 binayı kapsadığı belirtilen projede, maliklerin ortak bir noktada buluşturulması hedefleniyor. Açıklamalarda yalnızca binaların yenilenmesi değil; otopark, yeşil alan, sosyal donatı, trafik, konutların değer kazanması, kira yükü ve gelecek nesillere bırakılacak yaşam alanları da öne çıktı.

SEVİM SEVGİ YÜKSEL: MEGAFONLA BAŞLAYAN MÜCADELENİN HİKÂYESİNİ ANLATTI

Sümer Mahallesi’ndeki dönüşüm hareketinin başlangıç hikâyesini anlatan Sevim Sevgi Yüksel, ilk olarak kendi apartmanlarını yenilemek amacıyla yola çıktıklarını, ancak bireysel dönüşümün ekonomik açıdan oldukça ağır bir yük oluşturduğunu gördüklerini söyledi. Pandemi sonrasında yapılan hesaplamalarda bir malik veya daire başına yaklaşık 2-2,5 milyon lira civarında maliyet ortaya çıktığını belirten Yüksel, bu nedenle tek tek binaların değil, bütün bir bölgenin dönüşümünü sağlayacak bir model üzerinde çalışmaya başladıklarını ifade etti. Yüksel, 18 Nisan 2022 tarihinde birkaç arkadaşıyla birlikte harekete geçtiklerini belirterek, o günleri şu sözlerle anlattı: “Önce kaldırımlarda toplantılar yaptık. Daha sonra evlerimizde bir araya geldik. Kapı kapı dolaşarak insanlara kentsel dönüşüm isteyip istemediklerini sorduk. Ardından mikrofonu elimize alıp sokaklarda konuşmaya, parklarda toplantılar yapmaya başladık. Bütün bunları insanların isteğini öğrenmek ve bir yol alabilir miyiz diye görmek için yaptık.” Yüksel, mahalle sakinlerinin önemli bir bölümünün kentsel dönüşümün teknik, mimari, hukuki ve ekonomik boyutlarını bilmediğini, bu nedenle ilk aşamada vatandaşları bilinçlendirmeye öncelik verdiklerini söyledi.

1999 DEPREMİNDEN SONRA 19 YIL NİÇİN BEKLENDİ?

Zeytinburnu’nun kentsel dönüşüm geçmişine de değinen Yüksel, 1999 Marmara Depremi sonrasında ilçenin 2003 yılında pilot bölge ilan edildiğini, 2015 yılında KİPTAŞ ve Zeytinburnu Belediyesi arasında proje ve maliyet görüşmelerinin başladığını, 2017’li yıllarda imzaların atıldığını ve 2020-2021 döneminde konutların teslim edildiğini hatırlattı.  2003 yılından 2022 yılına kadar geçen yaklaşık 19 yıllık sürecin önemli bir zaman kaybı olduğunu belirten Yüksel, geçmişte yaşanan sorunları tartışmak yerine bugünkü sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti. Yüksel, “Biz daha çok devlet erkânından planlanmış, programlanmış bir çalışma geleceği ümidiyle bekledik. Ancak sonunda elimizi taşın altına koymamız gerektiğini anladık” dedi.

BELEDİYEYE RESMÎ BAŞVURULAR YAPILDI, GÖNÜLLÜ YÖNETİM OLUŞTURULDU

Sürecin ilerlemesiyle birlikte bireysel çalışmaların yeterli olmayacağını gördüklerini belirten Yüksel, 2023 yılında resmî bir yapılanmaya geçtiklerini açıkladı. Yönetim ekibinin herhangi bir kişisel tercih veya atamayla değil, gönüllü katılımla oluşturulduğunu söyleyen Yüksel, aralarında inşaat mühendisi, mimar, avukat ve mali müşavirlerin bulunduğu bir ekibin çalışmalara katkı sunduğunu belirtti. Maliklerden aidat toplamadıklarını vurgulayan Yüksel, “Kim inşaat mühendisi, kim mimar, kim avukat, kim mali müşavir? Kim katkı sunabilecekse elini kaldırdı ve bizimle birlikte yol aldı. Benim prensibim şudur: Görev verilmez, görev alınır” ifadelerini kullandı. Belediyeye iadeli taahhütlü yazılar gönderdiklerini, çeşitli çözüm önerilerini resmî olarak ilettiklerini ve yüzlerce kez görüşme gerçekleştirdiklerini de belirten Yüksel, kamu kurumlarıyla daha koordineli bir çalışma yürütülmesi gerektiğini savundu.

80’E YAKIN İNŞAAT FİRMASIYLA GÖRÜŞÜLDÜ

Projenin en önemli aşamalarından birini yüklenici firma arayışının oluşturduğunu belirten Yüksel, yaklaşık 80 inşaat firmasıyla iletişim kurduklarını, e-posta gönderdiklerini, birebir toplantılar yaptıklarını ve yazılı teklifler aldıklarını açıkladı. 31 Mayıs 2024 tarihinde firmalardan yazılı teklif istediklerini ve yaklaşık altı-yedi yazılı teklif aldıklarını belirten Yüksel, görüşmelerde en önemli anlaşmazlık konusunun yüzde 50-50 paylaşım modeli olduğunu söyledi. Yüksel, imar artışları ve mevcut bağımsız bölümlerin hesaplanmasıyla birlikte maliklerin karşılaşabileceği metrekare kayıplarına dikkat çekerek, 100 metrekarelik bir daire üzerinden yaklaşık yüzde 32,5 bandında bir kesinti ortaya çıkabildiğini ifade etti. Bölgedeki dairelerin zaten küçük olduğunu belirten Yüksel, bu nedenle paylaşım oranlarının yalnızca rakamsal olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

YÜZDE 53 MALİKLERE, YÜZDE 47 YÜKLENİCİYE: PROJENİN EN KRİTİK EKONOMİK MODELİ

Görüşmelerin ardından üzerinde çalışılan paylaşım modelinin yüzde 53 maliklere, yüzde 47 yüklenici firmaya ayrılması şeklinde belirlendiğini açıklayan Yüksel, bu oranın bölge açısından önemli olduğunu söyledi.

İLK DÖRT ADADA YÜZDE 50+1 ÇOĞUNLUK AŞILDI

Projenin mevcut durumuna ilişkin en önemli açıklamalardan biri Sevim Sevgi Yüksel’den geldi. Yüksel, 2.494, 492, 90 ve 91 numaralı adalarda yüzde 50+1 çoğunluğun aşıldığını, diğer iki adada ise uzlaşma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Noter işlemlerine ilişkin belgelerin teknik ekip tarafından dijital ortama aktarıldığını belirten Yüksel, evrakların Zeytinburnu Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü ve İmar Müdürlüğü’ne iletilmesinin planlandığını söyledi. Yüksel, sürecin kayıt altında ve şeffaf yürütüldüğünü savunarak, diğer iki adanın da projeye katılmasını istediklerini ancak uzlaşma sağlanamaması hâlinde ilk dört adayla devam edebileceklerini ifade etti.

MALİKLER YÜKSEK PAYLAŞIM VE DAİRE BEKLENTİLERİNİ ÖNE ÇIKARIYOR

Yüksel, diğer iki adada yaşanan sorunların temelinde maliklerin farklı beklentilerinin ve alternatif firmaların sunduğu tekliflerin bulunduğunu belirtti. Bazı maliklerin yüzde 60-40 paylaşım veya bire iki daire beklentisi içerisinde olduğunu ifade eden Yüksel, yüzde 53-47 modelinin kabul edilmesi hâlinde uzlaşma sağlanabilecek bir zemin bulunduğunu savundu. Bölgede başka bir firmanın da çalışma yürüttüğünü ve kendileriyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Yüksel, hesaplamaların uyuşmaması nedeniyle görüşmelerin devam etmediğini söyledi. Yüksel, 14-15 dönümlük alanda 75-80 apartmanın dönüşümünü yönetmenin dahi zor olduğunu, yaklaşık 50 dönümlük alanda 208 apartman ve 1.700’ün üzerinde haneyi kapsayan bir dönüşümün ise çok daha büyük bir organizasyon gerektirdiğini ifade etti.

“AMACIMIZ VATANDAŞIN MALINA ÇÖKMEK DEĞİL”

Süreçte mahalle sakinlerinden gelen şikâyetlerin başında karot işlemleri ve mülklerin ellerinden alınacağı yönündeki endişelerin bulunduğunu belirten Yüksel, bu iddialara karşı çıktı. 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespit süreçlerinin yasal çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yüksel, ada bazlı dönüşümün tek tek binaların yenilenmesinden farklı bir süreç olduğunu söyledi. Yüksel, “Zorla karot aldırmak diye bir şey yok. Bunun yasal dayanağı var. Bu, insanların malına mülküne çökmek anlamına gelmiyor. Asıl mesele yapıların gerçek durumunu ortaya koymak” ifadelerini kullandı. Karot sonuçlarının kendilerini de endişelendirdiğini belirten Yüksel, yapı güvenliği konusunda zaman kaybedilmemesi gerektiğini savundu.

KİRA KRİZİ DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLERDEN BİRİ

İstanbul’da son dönemde yaşanan bina ve balkon çökmelerine dikkat çeken Yüksel, kentsel dönüşümün yalnızca deprem beklentisiyle ele alınmaması gerektiğini söyledi. Şiddetli yağışlarda bodrum katlarının su basması, rutubet, nem ve kötü kokuların da mevcut yapıların yaşam koşullarını olumsuz etkilediğini belirten Yüksel, vatandaşların daha sağlıklı ve güvenli binalarda yaşamayı hak ettiğini dile getirdi. Bununla birlikte ekonomik koşulların maliklerin kararlarını etkilediğini kabul eden Yüksel, kira yardımı ve taşınma desteği beklentilerinin her yüklenici tarafından karşılanmasının mümkün olmayabileceğini söyledi. Sözleşmede belirtilen inşaat süresinin aşılması hâlinde kira yardımı veya gecikme yükümlülüklerinin devreye girmesi gerektiğini ifade eden Yüksel, bütün şartların sözleşmelerde açıkça belirlenmesinin önemine dikkat çekti.

“İNŞAAT SEKTÖRÜ ÇOK DARALDI, YENİ VE GÜVENİLİR FİRMA BULMAK KOLAY DEĞİL”

İnşaat sektöründeki ekonomik koşulları da değerlendiren Yüksel, artan maliyetler ve finansman sorunlarının yeni projelerin hayata geçirilmesini zorlaştırdığını söyledi. Zeytinburnu’nda Veliefendi İşçi Blokları’nı bu anlamda süreci kurtarabilmiş örneklerden biri olarak gösteren Yüksel, aynı koşullarda yeni projeler ortaya çıkarmanın kolay olmadığını ifade etti. Bir firmayla görüşmeyi sonlandırmanın kolay olduğunu ancak yerine güvenilir ve projeyi tamamlayabilecek yeni bir yüklenici bulmanın zorlaştığını belirten Yüksel, maliklerin yalnızca sunulan yüksek tekliflere değil, projenin tamamlana bilirliğine de bakması gerektiğini savundu.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ İÇİN CİMER’E VE İLGİLİ KURUMLARA BAŞVURULAR YAPILDI

Yüksel, süreç içerisinde yaşadıkları sorunları yalnızca mahalle toplantılarında dile getirmediklerini, CİMER üzerinden Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlıklara da başvurular yaptıklarını açıkladı. Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy’a da çeşitli çözüm önerileri sunduğunu belirten Yüksel, özellikle yüzde 50+1 uzlaşma şartı, kira artışları ve maliklerin ekonomik yükleri konusunda değerlendirmeler yaptığını söyledi. Öne çıkan önerilerinden birinin maliklerle inşaat firmalarını bir araya getirecek fuar alanları veya stantlar kurulması olduğunu belirten Yüksel, vatandaşların firmaları tanımasını, tamamlanmış projeleri görmesini ve teklifleri karşılaştırmasını istediklerini dile getirdi.

“BU MESELE SİYASET ÜSTÜDÜR”: YÜKSEL’DEN ELEŞTİRİLERE VE MALİKLERE ÇAĞRI

Farklı siyasi görüşlerden kişilerle birlikte çalıştığını belirten Yüksel, kentsel dönüşümün siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini vurguladı. Yüksel, “Bu mesele siyaset üstü. Sadece şikâyet etmek iş değil. İş yapıcı olmak gerekiyor” diyerek çözüm önerileriyle katkı sunan herkese kapılarının açık olduğunu söyledi. Projeye karşı çıkan veya henüz karar vermeyen maliklerin de proje ofisine gelerek sunulan teklifleri incelemesini isteyen Yüksel, kimseyi zorla ikna etmek gibi bir yaklaşımlarının olmadığını belirtti. Yüksel, “Hayır deme hakları baki. Kimseyi zorla bir düşünceye ikna etmek gibi bir yaklaşımımız yok. Ancak projeyi görmeden, ayrıntılarını dinlemeden yalnızca karşı çıkmak için muhalefet edilmesini doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

İLKAY BİBER: “ADA BAZLI KENTSEL DÖNÜŞÜM, ESKİ BİNALARIN KURTULUŞ REÇETESİDİR”

Projenin teknik ve ekonomik boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan eski Zeytinburnu Meclis Üyesi İlkay Biber, kentsel dönüşümün siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini vurguladı. 2009 yılından bu yana Zeytinburnu’nda çeşitli çalışmalar yürüttüğünü ve ilçenin yapı stokunu yakından tanıdığını belirten Biber, “Kentsel dönüşüm siyaset üstü bir meseledir. Bunun AK Partisi, CHP’si yok. Deprem olduğu, bina yıkıldığı zaman içerideki insanın siyasi görüşüne bakılmaz. Hepimiz aynı tehlikeyle karşı karşıyayız” dedi. Biber, Zeytinburnu’nda geçmişte deprem olmadan çöken binaları ve son dönemde yaşanan balkon çökmesi gibi olayları hatırlatarak yapı güvenliği konusunda daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini ifade etti.

“ZEYTİNBURNU’NDA DEPREM OLMADAN BİNALAR ÇÖKTÜ”: KAROT SONUÇLARINA DİKKAT ÇEKTİ

Çırpıcı ve Sümer mahallelerinde geçmiş yıllarda meydana gelen bina çökmelerine değinen Biber, eski yapı stokunun durumuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Biber, “Zeytinburnu’nda deprem olmadan üç dört binanın çöktüğünü hatırlıyorsunuz. Çırpıcı’da, Sümer’de yaşanan olayların haberlerini siz de yaptınız. Bugün balkon çökmesini konuşuyoruz. Bunların hepsi binalarımızın ne kadar riskli ve problemli olduğunu gösteriyor. Bu bölgelerden alınan karot numunelerinin sonuçları da gerçekten içler acısı” ifadelerini kullandı.

DEVLET DESTEĞİ VE +1 KAT DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNÜ AÇTI

Beş yılı aşkın süredir devam eden firma arayışında Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na kadar birçok şirketle görüşüldüğünü belirten Biber, en az 50 firmayla birebir temas kurduklarını söyledi. Son bir yıldır E-Grup ile sürecin devam ettirilmeye çalışıldığını belirten Biber, devletin sağladığı desteklerin de dönüşüm açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu dile getirdi. Biber, Yarısı Bizden kampanyası kapsamında sağlanan 1 milyon 750 bin liralık destekten söz ederek, yasal düzenlemeler, uzlaşma oranları ve imar hakları konusunda atılan adımların dönüşüm çalışmalarını kolaylaştırmayı amaçladığını ifade etti. Biber, projede devlet desteğiyle birlikte yüklenici firmanın her bağımsız bölüme 12 metrekare ilave alan sağladığını belirtti. Bu katkının özellikle küçük daireler açısından önemli olduğunu savunan Biber, 1 milyon 750 bin liralık hibe ve kredi desteğinin maliklerin yeni konutlarına ilişkin hesaplamalarda dikkate alınması gerektiğini söyledi. Biber ayrıca bölgede geçmiş yıllarda imar planlarına göre olması gerekenden fazla kat çıkılan, kaçak veya sonradan eklenen bölümlerin bulunduğunu belirterek, bireysel dönüşümde bu bölümlerin yeni yapılarda aynı şekilde karşılık bulmayabileceğini ifade etti. Tek başına dönüşüme giren bazı maliklerin hibe ve kredi desteği dışında 1-1,5 milyon lira civarında ilave maliyetle karşılaşabileceğini ileri süren Biber, ada bazlı dönüşümün ekonomik açıdan daha uygulanabilir bir model oluşturabileceğini savundu.

OTURUM ALANLARI, OTOPARK VE YEŞİL ALANLAR: SADECE BİNALAR DEĞİL MAHALLE YENİLENECEK

İlkay Biber, projenin en önemli avantajlarından birinin yalnızca konutların yenilenmesiyle sınırlı kalmaması olduğunu söyledi. Zeytinburnu’nda uzun yıllardır devam eden otopark sorununun ada bazlı dönüşümle birlikte ele alınabileceğini belirten Biber, yeni yaşam alanlarında otopark, yeşil alan ve sosyal donatı alanlarının planlanmasının önemli bir kazanım olacağını dile getirdi. Biber, “Burada ada bazlı bir kentsel dönüşüm düşünülüyor. Otoparkı, yeşil alanı, sosyal donatı alanları olan bir yaşam alanı ortaya çıkacak. Bu proje sadece binaları yenilemeyecek, mahalledeki yaşam koşullarını da iyileştirecek” dedi.

ALTI ADA, 80 PARSEL, 76-77 BİNA: BİBER’E GÖRE PROJE YAPILABİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR

Dönüşüm alanının büyüklüğüne ilişkin bilgi veren Biber, toplam altı ada, yaklaşık 80 parsel ve 76-77 mevcut binanın bulunduğunu belirtti. Yaklaşık 600-700 malikin bulunduğu ifade edilen proje alanında farklı beklentilerin ve alternatif firmaların maliklerin kararlarını etkilediğini söyleyen Biber, buna rağmen projenin yönetilebilir ve sürdürülebilir olduğunu düşündüğünü ifade etti. Biber, tek bir binada dahi maliklerin uzlaşmasının yedi-sekiz yıl sürebildiğine dikkat çekerek, Özmutlu Düğün Salonu’nun bulunduğu binayı örnek gösterdi. “Bir binanın kendi içerisinde anlaşması bile bazen yedi-sekiz yıl sürebiliyor. Herkesin farklı beklentisi, farklı hesabı var. Tek tek binaları dönüştürmeye çalıştığınızda bu sorunları çözmek çok zorlaşıyor. O nedenle ada bazlı kentsel dönüşüm, eski binaların kurtuluş reçetesidir” dedi.

ERDOĞAN BİBEROĞLU: “KENDİ BİNAMI KENDİM YAPABİLİRDİM AMA ADA BAZLI DÖNÜŞÜMÜ TERCİH ETTİM”

Projeye malik olarak katılan ve aynı zamanda inşaat sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren Erdoğan Biberoğlu, neden ada bazlı dönüşüm modelini tercih ettiğini anlattı. Dede-baba Zeytinburnulu olduğunu belirten Biberoğlu, ilçenin geçmişte taşlı, çakıllı ve bakımsız gecekondu bölgelerinden oluştuğu dönemlerde burada büyüdüğünü söyledi. 1980’li yıllardan itibaren inşaat sektörünün içerisinde bulunduğunu ifade eden Biberoğlu, Zeytinburnu’nun daha düzenli, refah seviyesi yüksek ve modern bir yapıya kavuşmasının uzun yıllardır en büyük arzusu olduğunu dile getirdi. Bölgede 1990 yılında yaptığı bir binasının bulunduğunu belirten Biberoğlu, kendi binasını tek başına yeniden inşa etme imkânı olmasına rağmen ortak dönüşüm projesine katılmayı tercih ettiğini söyledi. Biberoğlu, “Kendi binamı kendim de yeniden inşa edebilirdim. Ancak otoparkı, çevre düzenlemesi ve sosyal donatı alanlarıyla daha nitelikli bir yaşam alanı ortaya çıkacağına inandığım için ada bazlı dönüşümü tercih ettim” dedi.

“HERKESİN EŞİT ŞARTLARDA KONUT SAHİBİ OLMASI ÇOK ÖNEMLİ”

Paylaşım modeline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Biberoğlu, yüzde 47 yüklenici payının bölgedeki koşullar açısından ulaşılabilen önemli oranlardan biri olduğunu söyledi. Bazı maliklerin bölgenin değer kazanacağı beklentisiyle daha yüksek metrekare ve daha fazla bağımsız bölüm talep ettiğini belirten Biberoğlu, kişisel beklentilerden ziyade bütün maliklerin ortak menfaatlerinin gözetilmesi gerektiğini savundu. Kendi binasının konum itibarıyla oldukça değerli olduğunu, deniz, adalar ve çevredeki manzaranın görülebildiğini belirten Biberoğlu, buna rağmen bireysel kazanç ihtimali yerine ortak yaşam projesini tercih ettiğini ifade etti.

OTOPARK SORUNU BİBEROĞLU’NUN DA TERCİHİNDE BELİRLEYİCİ OLDU

Sümer Mahallesi’nde yaşadığı en büyük sorunlardan birinin otopark olduğunu anlatan Biberoğlu, eve geldiğinde aracını park edebilmek için uzun süre yer aradığını söyledi. Ada bazlı dönüşümle birlikte otopark probleminin çözülmesinin bile başlı başına büyük bir kazanım olacağını belirten Biberoğlu, çevre düzenlemesi ve sosyal donatı alanlarının da mahalle yaşamını değiştireceğini dile getirdi. Bununla birlikte inşaat sürecinin kolay olmayacağına dikkat çeken Biberoğlu, geçmişte kendi binasını yaparken zeminden su çıktığını hatırlatarak yüklenici firmanın da ciddi teknik ve mali zorluklarla karşılaşabileceğini ifade etti.

“BU İŞİ HİÇBİR ÇIKAR BEKLEMEDEN, TAMAMEN GÖNÜLLÜ OLARAK BURAYA KADAR GETİRDİLER”

Yaklaşık beş buçuk yıllık çalışmada gönüllü ekibin emeğine dikkat çeken Biberoğlu, süreçte görev alan kişilerin herhangi bir maaş veya kişisel çıkar beklentisi olmadan çalıştığını söyledi. “Gerçekten bir ateş yaktılar ve bu süreci devam ettirdiler. Tamamen amatör ruhla, herhangi bir çıkarları, maaşları veya kişisel beklentileri olmadan çalıştılar. Büyük emek vererek projeyi bugünkü aşamaya taşıdılar” ifadelerini kullandı. Biberoğlu, henüz toplantılara katılmayan ve projeyi yerinde görmeyen komşularına da çağrıda bulunarak, bütün maliklerin karar vermeden önce proje hakkında bilgi sahibi olmasını istedi.

AHMET GÜNEY: “BİZ BURADA TİCARİ BİR AMAÇLA DEĞİL, GÖNÜLLÜLÜK ESASIYLA ÇALIŞIYORUZ”

Maliklerin oluşturduğu yönetim ekibinde yer alan ve gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren Ahmet Güney, çalışmalarda herhangi bir ticari amaç gütmediklerini belirtti. Kendisinin de Sümer Mahallesi’nde malik olduğunu vurgulayan Güney, yönetim ekibinin temel amacının maliklerin haklarını ve ortak menfaatlerini korumak olduğunu söyledi. Güney, “Biz burada herhangi bir ticari amaç gütmeden, tamamen gönüllülük esasıyla çalışıyoruz. Maliklerimizi temsil ediyor, onların haklarını ve ortak menfaatlerini gözetmeye gayret ediyoruz” dedi.

“5 MİLYON LİRALIK GAYRİMENKULÜMÜZÜN 20 MİLYON LİRA SEVİYESİNE ULAŞABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

Gayrimenkul değerleri açısından da dönüşümün önemli bir fırsat oluşturduğunu belirten Güney, bugün yaklaşık 5 milyon lira değerinde olduğunu ifade ettiği gayrimenkullerinin proje tamamlandığında 20 milyon lira seviyesinde bir değere ulaşabileceğini öngördüklerini söyledi. Bu rakamların piyasa koşullarına bağlı beklentiler olduğunun altını çizen Güney, maliklerin yalnızca bugünkü metrekare hesabına değil, gelecekte oluşabilecek konut değerine ve yaşam kalitesine de bakması gerektiğini ifade etti.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM ADA BAZLI OLMALI”: 80 DAİRELİK BİR SOKAĞIN OTOPARK SORUNU NASIL ÇÖZÜLECEK?

Tek tek bina yenilemenin bütün bir mahallenin sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini savunan Güney, ada bazlı dönüşümün önemini otopark örneği üzerinden anlattı. Bir sokakta 40 bina ve her binada ortalama iki daire bulunduğunda 80 konutun ortaya çıkacağını belirten Güney, bu kadar yoğun bir yapılaşmada otopark ihtiyacının yalnızca sokak üzerinde karşılanmasının ciddi sorunlar doğuracağını söyledi. Güney, ada bazlı modelin altyapı, otopark, çevre düzenlemesi ve sosyal donatı alanlarının birlikte planlanmasına imkân tanıyacağını ifade etti.

DİĞER FİRMA VE YÜKSEK METREKARE VAATLERİ TARTIŞMA KONUSU OLDU

Bölgede başka bir inşaat firmasının da çalışma yürüttüğünü belirten Güney, bazı açıklamaların maliklerde endişe ve tereddüt oluşturduğunu savundu. Geçmişte imar alanında görev almış kişilerin de sürece katkı sunmasını beklediğini söyleyen Güney, eleştiriye karşı olmadıklarını ancak eleştirilerin çözüm önerileriyle birlikte ortaya konulması gerektiğini dile getirdi. Güney, “Biz kimsenin soru sormasına, eleştiri getirmesine karşı değiliz. Tam tersine, herkes gelsin, görüşünü açıklasın. Ancak yalnızca karşı çıkmak yerine çözümün parçası olmak daha doğru olacaktır” dedi.

KİRA YÜKÜ ALTINDAKİ MALİKLERE DESTEK ÖNERİSİ: YÜKLENİCİ FİRMAYLA GÖRÜŞME YAPILDI

Dönüşüm sürecinde en önemli ekonomik sorunlardan birinin kira yükü olduğunu belirten Güney, özellikle kira geliriyle geçinen veya taşınma döneminde ekonomik zorluk yaşayabilecek maliklerin durumunu dikkate aldıklarını söyledi. Bu kapsamda yüklenici firma Ahmet Dokumacı’ya bir öneri sunduklarını belirten Güney, bazı daire tiplerinde yaşam konforunu ciddi ölçüde düşürmeyecek sınırlı metrekare düzenlemeleriyle kira yükünü hafifletecek bir destek sağlanıp sağlanamayacağını görüştüklerini açıkladı. Güney, Ahmet Dokumacı’nın bu öneriye olumlu yaklaştığını ve değerlendirmeyi kabul ettiğini belirtti. Maliklere çağrıda bulunan Güney, “Evinizi satmak için acele etmeyin. Gelin, projeyi inceleyin, bilgi alın ve sürecin içerisinde yer alın. Belki bugün 80 metrekare olan daireniz yerine 70 metrekarelik bir daire alacaksınız. Ancak üç-dört yıl sonra daha güvenli, daha modern ve daha değerli bir konuta sahip olmanın sağlayacağı kazanımları da düşünmeliyiz” ifadelerini kullandı.

MUSTAFA DUYAR: “BELKİ BİZ GÖREMEYECEĞİZ AMA ÇOCUKLARIMIZ ‘İYİ Kİ BU PROJEYE GİRMİŞSİNİZ’ DİYECEK”

Emekli malik Mustafa Duyar da yaklaşık dört buçuk-beş yıldır dönüşüm sürecinin içerisinde olduklarını belirterek, projeye katılma kararlarının temelinde gelecek nesillere daha iyi bir yaşam alanı bırakma düşüncesinin bulunduğunu söyledi. Sevim Sevgi Yüksel ve beraberindeki ekiple birlikte yürütülen çalışmaları yakından takip ettiğini belirten Duyar, farklı firmalarla yapılan görüşmelerde verilen sözlerle gerçekte yapılabilecekler arasında farklılıklar gördüğünü ifade etti. Duyar, mevcut projeyi tercih etmesinde yüklenicinin yapabileceklerine inanmasının ve güvenilir bulmasının etkili olduğunu belirtti. “Belki bizler bu yaştan sonra projenin bütün sonuçlarını göremeyeceğiz. Ancak çocuklarımız bir gün dönüp baktıklarında, ‘İyi ki annemiz, babamız bu projeye katılmış. Bize daha güzel bir gelecek bırakmış’ diyecekler. Bizim için en büyük mutluluk da bu olacak” dedi. Duyar, projenin güzel bir şekilde tamamlanacağına inandığını ve kararından dolayı memnuniyet duyduğunu ifade etti.

ALİ GEÇİCİ: “TABUT EVLERDE YAŞIYORUZ, ADA BAZLI DÖNÜŞÜM BÜYÜK BİR FIRSAT”

Sümer Mahallesi’nde kentsel dönüşüm projesinin maliklerinden Ali Geçici, mevcut binaların fiziki durumuna dikkat çekerek ada bazlı dönüşümün yalnızca konutları yenilemekten ibaret olmadığını söyledi. Projenin sosyal donatıları, ortak kullanım alanları ve çevre düzenlemesiyle bütüncül bir yaşam alanı oluşturmayı hedeflediğini belirten Geçici, yüklenici firma Ahmet Dokumacı’nın daha önce Zeytinburnu’nda hayata geçirdiği siteleri yerinde görme imkânlarının kendilerine güven verdiğini ifade etti. Sözleşmenin maliklerin haklarını gözeten hükümler içerdiğini düşündüğünü aktaran Geçici, bir malikin avukatıyla birlikte sözleşmeyi inceleyerek imzalamasını da sürece ilişkin örnek olarak anlattı. Projeye henüz katılmayan komşularına çağrıda bulunan Geçici, karar vermeden önce projenin yerinde görülmesini, sözleşmenin tüm maddelerinin incelenmesini ve soruların doğrudan yetkililere yöneltilmesini istedi. Karot sonuçlarını ve fotoğraflarını gördüğünü belirterek mevcut yapıların durumunu “içler acısı” sözleriyle değerlendiren Geçici, dönüşümün gecikmeden ilerlemesi gerektiğini vurguladı: “Amacımız yalnızca yeni binalara sahip olmak değil; ailelerimizin, çocuklarımızın ve komşularımızın güvenli bir geleceğe kavuşmasıdır.”

MUSTAFA ERDOĞAN: “KENTSEL DÖNÜŞÜM SADECE APARTMANI YIKIP YENİDEN YAPMAK DEĞİLDİR”

Sümer Mahallesi’nde malik olan Mustafa Erdoğan, dönüşüm sürecine ilişkin değerlendirmelerinde güvenli konutların yanı sıra çağdaş bir yaşam alanına kavuşmanın önemini vurguladı. Yaklaşık iki-üç yıldır devam eden araştırma ve görüşmelere yakından şahit olduğunu belirten Erdoğan, maliklerin iki temel beklentisinin bulunduğunu söyledi. Bunların ilkinin sağlam ve güvenli binalarda yaşamak, ikincisinin ise daha modern, konforlu ve sosyal imkânlara sahip bir çevrede yaşam sürdürmek olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Yalnızca apartmanımızı yenilersek eski yaşam alışkanlıklarımızı sürdürmeye devam ederiz. Oysa ada bazlı ve bütüncül projelerle güvenli yapıların yanı sıra sosyal imkânları, otoparkı, çevre düzenlemesi ve trafik sorunlarına çözüm üreten yaşam alanları oluşturulabilir” dedi.

“ELİMİZDEKİNİ KAYBEDER MİYİZ?” ENDİŞESİYLE İKİ-ÜÇ YIL ARAŞTIRMA YAPTI

Büyük dönüşüm projelerine ilişkin vatandaşların endişelerini anlayışla karşıladığını belirten Mustafa Erdoğan, kendilerinin de karar vermeden önce uzun süre araştırma yaptığını söyledi. “Acaba elimizdekini de kaybeder miyiz? Zarara uğrar mıyız? Dolandırılır mıyız? Bugünkü dairemizden olur muyuz?” sorularının kendilerinin de aklından geçtiğini ifade eden Erdoğan, farklı firmalarla görüştüklerini, tamamlanmış projeleri yerinde incelediklerini ve yüklenici firmanın mali gücünü değerlendirdiklerini belirtti. Erdoğan, bugün sözleşme yaptıkları firmayı tercih etmelerinde geçmiş projelerinin, Zeytinburnu’nda bilinen bir isim olmasının ve yaptıkları araştırmaların etkili olduğunu dile getirdi.

“BUNDAN SONRAKİ EN BÜYÜK BEKLENTİMİZ PROJENİN AKSAMADAN TAMAMLANMASI”

Sürecin bundan sonraki aşamasında en önemli beklentilerinin projenin herhangi bir nedenle duraksamaması olduğunu belirten Erdoğan, yeni ve güvenli konutların mümkün olduğunca hızlı tamamlanarak maliklere teslim edilmesini istediklerini söyledi. Projeye mesafeli yaklaşan komşularına da çağrıda bulunan Erdoğan, vatandaşların bütün ayrıntıları sorgulamasını, yetkililere doğrudan soru yöneltmesini ve bilinçli karar vermesini istedi. Yaklaşık 600-700 malikin bulunduğu büyük bir projede herkesin ortak noktada buluşturulmasının kolay olmadığını ifade eden Erdoğan, yüzlerce malikin ortak iradesiyle ortaya çıkacak yaşam alanının değerinin tek bir apartman projesinden farklı olacağını savundu.

“BU PROJE TAMAMLANDIĞINDA ZEYTİNBURNU’NUN MARKA YAŞAM ALANLARINDAN BİRİ OLACAK”

Mustafa Erdoğan, dönüşümün tamamlanmasıyla birlikte yalnızca konutların yenilenmeyeceğini, aynı zamanda bölgenin bilinen ve tercih edilen bir yaşam alanına dönüşebileceğini söyledi. Güvenli, sağlıklı, modern ve sosyal imkânlara sahip bir çevre hayal ettiklerini belirten Erdoğan, çocukların huzurla yaşayabileceği bir mahalle oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Erdoğan, projenin tamamlanmasının ardından gayrimenkullerin kiralama ve satış değerinin de artabileceğini düşündüğünü ifade ederek komşularını süreci yakından takip etmeye davet etti.

SERDAL DEMİRAL: “EVLERİMİZİN DURUMU İÇLER ACISI, BİNALARIMIZ ARTIK ÇÜRÜMEYE BAŞLADI”

Sümer Mahallesi’nde yaşayan maliklerden Serdal Demiral, dönüşüm kararının arkasındaki en önemli nedenin mevcut binaların fiziksel durumu olduğunu söyledi. Binada kolonlarda dökülmeler başladığını, üst katlardan su geldiğini ve bodrum bölümlerinde ciddi nem ve yıpranma yaşandığını anlatan Demiral, bina yönetiminde de görev yaptığı için sorunları yakından bildiğini belirtti. Demiral, “Bir akşam evde otururken büyük bir gürültü duyduk ve hepimiz ayağa kalktık. Kontrol ettiğimizde kolonlarda dökülmelerin başladığını gördük. Su ve nem nedeniyle binamızın alt bölümlerinde ciddi yıpranmalar meydana geldi” dedi. Bu şartlarda yaşamaya devam etmek istemediklerini belirten Demiral, aileleri için daha güvenli bir gelecek oluşturmak amacıyla dönüşüm arayışına girdiklerini ifade etti.

“ABARTILI VAATLER DEĞİL, HAKKIMIZIN NE OLDUĞUNU AÇIKÇA ANLATAN PROJE İSTEDİK”

Farklı firmalarla görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Demiral, kendileri için en önemli kriterin sunulan tekliflerin gerçekçi olması ve maliklerin haklarının açıkça anlatılması olduğunu söyledi. Bölgede başka bir firmanın da çalışma yürüttüğünü ifade eden Demiral, diğer maliklerin tercihine saygı duyduklarını ancak kendi kararlarını verirken tekliflerin uygulanabilirliğine baktıklarını dile getirdi. Demiral, bazı metrekare vaatlerinin gerçekçiliği konusunda soru işaretleri oluştuğunu belirterek, “Bizim için önemli olan adil olmak, açık konuşmak ve haklarımızı net biçimde ortaya koymaktı” dedi.

“DEPREMİ BEKLEMEDEN GÜVENLİ EVLERİMİZE KAVUŞMAK İSTİYORUZ”

Dönüşümün temel amacının deprem yaşanmadan önce riskli yapılardan kurtulmak olduğunu vurgulayan Demiral, ailelerin güvenli konutlarda yaşamasının her şeyden önemli olduğunu söyledi. “Bizim en büyük isteğimiz, deprem gerçeğiyle karşı karşıya kalmadan önce güvenli konutlarımıza kavuşmak. Hepimizin ailesi, çoluğu çocuğu ve geleceğe dair beklentileri var. İstediğimiz şey çok açık: Rahat, güzel, sağlam ve güvenli evlerde yaşamak” ifadelerini kullandı. Demiral, Real Grup ile çalışma kararlarının firmanın geçmişte gerçekleştirdiği projeleri ve kendilerine sunulan şartları değerlendirmeleri sonucunda oluştuğunu belirterek, tercihlerini sürdürmek istediklerini söyledi.

EMEKLİ ÖĞRETMEN SABİTE ERŞAHİN: “ÇOCUKLARIMIZ KORKMADAN SOKAĞA ÇIKIP OYNAYABİLMELİ”

Projeye destek veren emekli öğretmen Sabite Erşahin, kentsel dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesiyle sınırlı olmadığını, çocukların ve ailelerin güvenli bir çevrede yaşamalarının da önemli olduğunu söyledi. Yıllarca öğretmenlik yaptığını belirten Erşahin, doğru bilginin ve doğru insanların önemine dikkat çekerek, vatandaşların evlerine girerken kaygı taşımadan, geceleri huzur içerisinde uyuyabilecekleri yaşam alanlarına kavuşması gerektiğini ifade etti. Erşahin, “Çocuklarımızın sokaklara çıkarken korkmadan çıkabilmesi, oyun oynarken sürekli annesine seslenmek zorunda kalmadan güvenli bir alanda vakit geçirebilmesi, ebeveynler için birinci önceliktir. Gelecek nesillerin daha güvenli alanlarda büyümesini, eğlenmesini ve yaşamını sürdürmesini istiyoruz” dedi.

“ÖNCE SAĞLAM BİNALAR, ARDINDAN KONFORLU YAŞAM”

Dönüşüm projesine verdiği desteğin iki temel nedeni bulunduğunu belirten Erşahin, bunların sağlam ve güvenli binalarda yaşamak ile insani yaşam standartlarına uygun konforlu alanlara kavuşmak olduğunu söyledi. Projeye öncülük eden ve destek veren kişilere teşekkür eden Erşahin, Olik ve Real firmalarının da projeyi üstlenme iradesine dikkat çekti. Erşahin, kaygıların azaldığı, konforun arttığı ve çocukların güvenle büyüyebileceği bir gelecek istediklerini belirterek projeye destek verdiğini ifade etti.

KİRA, METREKARE VE GÜVEN: SÜMER MAHALLESİ’NDE DÖNÜŞÜMÜN EN KRİTİK SINAVI

Sümer Mahallesi’nde yürütülen ada bazlı kentsel dönüşüm çalışması, bir tarafta yıllardır yenilenmeyi bekleyen eski yapı stokunu, diğer tarafta maliklerin ekonomik beklentilerini ve farklı firmaların tekliflerini karşı karşıya getiriyor. Sevim Sevgi Yüksel’in 18 Nisan 2022’de megafonla başlattığı çalışmalar, bugün ilk dört adada yüzde 50+1 çoğunluğun aşıldığının açıklanmasıyla yeni bir aşamaya ulaşmış durumda. İlkay Biber, ada bazlı dönüşümün teknik ve ekonomik açıdan önemini anlatırken; Erdoğan Biberoğlu, kendi binasını bireysel olarak yenileme imkânı bulunmasına rağmen ortak yaşam projesini tercih ettiğini açıkladı. Ahmet Güney, maliklerin haklarının korunması ve kira yükünün hafifletilmesi gerektiğini vurgularken; Mustafa Duyar, Ali Geçici, Mustafa Erdoğan, Serdal Demiral ve Sabite Erşahin ise güvenli konutların yanı sıra çocuklara ve gelecek nesillere daha iyi bir yaşam alanı bırakmanın önemine dikkat çekti. Şimdi gözler diğer iki adada yürütülecek uzlaşma çalışmalarına, belediyeye sunulacak resmî evraklara ve projenin uygulama aşamasına çevrilmiş durumda. Sümer Mahallesi’nde yıllar önce megafonlarla sokak sokak dolaşılarak başlatılan dönüşüm talebinin, yüzlerce malikin ortak iradesiyle nasıl bir yaşam projesine dönüşeceği önümüzdeki sürecin en önemli gündem başlıklarından biri olacak.

ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL RÖPORTAJ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bahis siteleri spor bahisleri yüksek oranlar banko iddaa tahminleri