SEYİTNİZAM KONAKLARI
ELİT YAPI

Akciğer Kanserine neden olan faktörler

KÜLTÜR 29.08.2012 - 19:39, Güncelleme: 29.08.2012 - 19:39
 

Akciğer Kanserine neden olan faktörler

Avrasya Hospital'den Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uz.Dr. Banu Altoparlak çağımızın illet hastalığı Akciğer Kanserine neden olan faktörleri Zeytinburnu Haber'e anlattı.

AKCİĞER KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR? Hastalığın belirtileri; genellikle erken dönemde ortaya çıkmaz. Bu nedenle, bir çok durumda kontrol amacıyla veya başka bir nedenle çekilen akciğer filmleri ile tanı konulur. Akciğer kanserinin belirtileri; akciğer kanserinin kendisine, uzak organlara yayılımına veya kanser hücreleri tarafından salgılanan hormon benzeri bazı maddelere bağlı olabilir. Sık görülen belirtiler: ♦ Düzelmeyen öksürük. ♦ Balgamla karışık kanama. ♦ Açıklanamayan halsizlik. ♦ Nefes darlığı. ♦ Boyunda veya yüzde şişme. ♦ Tekrarlayan bronşit, zatüre atakları. ♦ İştah veya kilo kaybı. ♦ Ses kısıklığı. ♦ Göğüs, sırt veya omuzda ısrarlı ağrı. AKCİĞER KANSERİNİN TANISI Hastanın doktoru tarafından belirtileri değerlendirilerek fizik muayenesi yapılır ve bir dizi inceleme yapılır. Bu incelemeler; tümörün varlığı, yerleşim yeri, komşu organlarla ilişkisi, yaygınlığı, tipi, operasyona uygunluğunu değerlendirmek için yapılır. Tanı için yapılacak bu incelemeler: Akciğer grafisi Akciğer kanseri tanısında en çok kullanılan aşamadır. X ışını kullanılır. Akciğerlerde tümör veya tümörün oluşturduğu anormal görünümleri ortaya çıkarır. Bilgisayarlı akciğer tomografisi Akciğerde kansere bağlı olabilecek belirtilerin ortaya çıkarılmasında akciğer grafisinden daha duyarlı bir görüntüleme yöntemidir. Üç boyutlu değerlendirilerek, tümörün damarsal ve diğer yapılar ile ilişkisi gösterilir. Bilgisayarlı beyin tomografisi ise tümörün beyine yayılımının olup olmadığının değerlendirilmesini sağlar Manyetik Rezonans Görüntüleme Bilgisayarlı tomografiye benzer ancak görüntülemede X ışını yerine manyetik alan kullanılır. Tümörün yerleşimi ile ilgili bazı özel bilgileri elde etmek için istenir. Pozitron Emisyon Tomografisi (PET, PET-BT) Vücut hücrelerinin şekeri kullanması esasına dayanır. Tüm vücutta radyoaktif şekeri tutan tümör hücrelerinin görüntülenmesini sağlar. Sintigrafik yöntemler En sık uygulanan tüm vücut kemik sintigrafisidir. Kanserin kemiklere yayılımı değerlendirilir. Balgam sitolojisi Bronş salgılarının mikroskop altında değerlendirilerek, tümör hücrelerinin incelenmesidir. Biyopsi Mikroskop altında değerlendirmek üzere hastalıklı bölgeden örnek doku alınmasıdır. Biyopsi örneği, göğüs duvarından akciğerlere ulaşılarak, bronkoskop ile veya küçük cerrahi bir kesi ile elde edilebilir. Bronkoskopi Bronkoskop olarak adlandırılan bir cihaz aracılığıyla akciğerlerdeki hava yollarının gözlenmesi esasına dayanır. Bu işlem sırasında anormal görünüm veya tümör saptanırsa biyopsi alınır. Mediastinoskopi İki akciğer arasındaki mediasten olarak adlandırılan bölgenin gözlemlenerek, buradaki lenf bezlerinin alınmasıdır. Bu işlemde amaç kanser hücrelerinin mediasten lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını değerlendirmektir. AKCİĞER KANSERİNİN TİPLERİ Akciğer kanserinin; küçük hücreli ve küçük hücreli dışı olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Bu iki ana grup tüm akciğer kanserlerinin % 90’ını oluşturur.Küçük hücreli akciğer kanseri; Akciğer kanserlerinin %15-25’ini oluşturur. Oldukca hızlı büyür ve erken dönemde uzak metastaz (yayılım) yapabilir.Küçük hücreli dışı akciğer kanseri; Akciğer kanserinin %70-75’i bu gruba girmektedir. Başlıca üç alt grubu vardır: Epidermoid kanser Adenokanser Büyük hücreli kanser EVRELEME Hastalığın yaygınlığının, tedavi için uygun yöntemin belirlenmesi için yapılan değerlendirmedir. Bu değerlendirme sonucuna göre; cerrahi, radyoterapi, kemoterapi gibi tedavi yöntemlerinin seçimi hakkında karar verilir.Küçük hücreli akciğer kanserinde evreleme; sınırlı ve yaygın hastalık olarak yapılır. Küçük hücre dışı akciğer kanseri ise Evre I-IV arasında dört evrede değerlendirilir. Evre I, II ve III’ün A ve B olmak üzere ikişer alt grubu vardır. Evre IV hastalığın en ileri dönemini tanımlamaktadır. Tümörün göğüs kafesi dışındaki organlara yayılımı söz konusudur. TEDAVİ Evrelere göre tedavi yaklaşımları Küçük hücreli akciğer kanseri Sınırlı hastalık: Kemoterapi ile birlikte radyoterapi (ışın tedavisi) uygun tedavi yaklaşımıdır Yaygın hastalık. Başlıca tedavi yöntemi; kemoterapidir. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri Evre I : Bu evrede tümör ve lenf bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması uygun tedavi yaklaşımıdır. Evre II: Tümör ve lenf bezlerinin ameliyat ile çıkarılmasının ardından gerekirse kemoterapi veya radyoterapidir Evre IIIA: Bu evrede ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi farklı sıralamalarla uygulanabilir. Evre IIIB : Radyoterapi ve kemoterapi uygun yaklaşımdır. Evre IV: Bu evrede kemoterapi veya destek tedavi uygulanabilir. Akciğer kanseri tedavisinde önerilen tüm tedavilerde amaç; hastalığın kontrol altında tutulması, yaşam süresinin uzatılması, yakınmaların ortadan kaldırılması ve daha kaliteli bir yaşam sağlanmasıdır. Cerrahi tedavi Genellikle sınırlı evredeki hastalığın (Evre I, II, kimi zaman evre III) tedavisinde uygulanır. Hastalığı bir akciğerin dışına yayılmamış, uygun hastada seçkin tedavi yöntemidir. Akciğer kanserli hastaların %10-35’inde cerrahi tedavi uygulanabilmektedir, ancak uygulanan cerrahi tedavi her zaman kesin tedavi anlamına gelmemektedir. Ameliyat öncesi hücre düzeyinde yayılmış tümör, ameliyat sonrası dönemde ortaya çıkabilmektedir.Küçük hücreli akciğer kanserinde cerrahi çok nadiren baş vurulan bir yöntemdir. Tümörün yerleşimine, hastanın solunum fonksiyonlarına göre farklı cerrahi yöntemler belirlenir. Bu yöntemler: Lobektomi: Akciğerin loblarından birinin çıkarılması Bilobektomi: Sağ akciğerin iki lobunun çıkarılması Sınırlı rezeksiyon: Akciğerin bir lobunun bir parçasının çıkarılmasıdır Pnömonektomi: Bir akciğerin tamamının çıkarılmasıdır Akciğer cerrahisi genel anestezi gerektiren büyük bir cerrahi işlemdir. Göğüs kafesinin yanından bir kesi yapılır. Kaslar ve kaburgalar ayrılarak hastalıklı bölge değerlendirilir. Hastalığın durumuna göre yukarıdaki yöntemlerden biri seçilerek uygulanır. Ameliyat sonrası göğüs boşluğu içerisine bir tüp yerleştirilerek dikişlerle kapatılır. Bu tüp ile cerrahi sonrası kanama ve hava kaçağı takibi yapılır. Tüp genellikle bir gün sonra çıkarılır. Ameliyat sonrası oluşabilecek komplikasyonlar; Kanama, yara yerinde enfeksiyon, zatüre, solunum sıkıntısı, kansızlık, kalp atım düzensizliğidir. Bu komplikasyonlar yönünden hastanın daha yakından izlenebilmesi için hasta birkaç gün yoğun bakım ünitesinde, daha sonra da yaklaşık bir hafta normal hastane odasında takip edilir. Cerrahi sonrası hastalığın seyri, hastanın yaşı, genel durumu, hastalığın evresi, hastalığın seyri gibi pek çok faktöre bağlıdır. Cerrahi sonrası iyileşme; 4-12 hafta süre alır. Hastalığın bazı evrelerinde göğüs boşluğuna sıvı toplanabilir. Bu durum hem nefes almayı zorlaştırır hem de ışın tedavisi verilmesini engeller. Tedavisi için tüp torakostomi işlemi uygulanır. Göğüs yan duvarından 1 cm.lik delikten sıvı boşaltılır ve tekrar toplanmaması için ilaç verilir. Lokal anestezi ile yapılır. Hasta 1-2 gün hastanede yatar. Kemoterapi (İlaç tedavisi) Kemoterapi vücuttaki tüm kanser hücrelerini yok etmek amacıyla özel ilaçlar kullanılarak yapılan bir tedavi şeklidir. Kemoterapi, yukarıda da belirtildiği gibi kanser tedavisinde tek başına, cerrahi tedavi veya radyoterapi ile birlikte uygulanabilir. Kemoterapi ilaçları hızla çoğalan kanser hücrelerine kan yoluyla ulaşarak etki eder. Kanser hücresinin bölünmesini ve yenilenmesini engelleyerek ölümüne neden olur. Kemoterapi, ağızdan hap olarak veya damardan infüzyon yoluyla uygulanır. Tedavi düzenli aralıklarla, genellikle 3-4 haftada bir verilir. Bu yaklaşımda amaç; hastanın tekrar güçlenmesine ve sağlıklı dokuların kendisini yenilemesine olanak sağlanmasıdır. Genellikle kemoterapide birkaç ilaç birlikte uygulanır. Bu yaklaşım tedavi etkinliğini arttırır. İlaç uygulanımı için genellikle hastaneye yatış gerekmez. Kemoterapi kanser hücrelerini etkilerken, kıl kökü, kemik iliği, mide barsak mukozası gibi vucutta hızlı çoğalan sağlıklı hücrelere de etki eder ve bu etkilere bağlı olarak kemoterapinin yan etkileri ortaya çıkar. Normal hücreler kendilerini yenilediklerinden yan etkiler genellikle geçici olmaktadır. Kemoterapiye bağlı sık görülen yan etkiler : Yorgunluk Bulantı, kusma Saç dökülmesi Ağız yaraları İshal İlacın kemik iliği üzerine etkileri ile; kansızlık, lökopeni (vücudun savunma hücreleri olan lökositlerin sayısında azalma), trombositopeni (kanamayı durduran hücreler olan trombositlerin sayısında azalma) Ellerde ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma Kemoterapinin uygulandığı yerde deride kızarma Radyoterapi (Işın tedavisi) Hızlı bölünen kanser hücrelerinin yüksek enerjili X ışınları ile öldürülmesi esasına dayanır. Ağrısız bir yöntemdir. Bu tedavi uygulandığı bölgedeki tümör hücrelerini öldürmektedir. Tümör hücreleri bu tedaviye normal hücrelerden daha fazla duyarlıdır, bu nedenle daha fazla ölürler. Etkilenen bölgedeki normal hücreler hızla kendilerini yenilerler. Radyoterapi öncesinde tedavinin yapılacağı klinikte tedavi planlanır. Bu süre içerisinde tedavi masasında hareketsiz yatan hastanın tedavi alanı, deri üzerine çizilerek belirlenir. Tedavi odasında kalış süresi 10-30 dakikadır, tedavi 1-5 dakika sürer. Genellikle tedavi 2-6 hafta devam eder. Tedavi hastayı radyoaktif hale getirmez, çevredeki insanlara zarar vermez. Radyoterapi sonrası sık görülen yan etkiler: Halsizlik Tedavi bölgesindeki deride kaşınma, soyulma, kızarıklık, kıllarda dökülme İştahsızlık Öksürük, balgam çıkarma, boğaz ağrısı, yutmada güçlük (genellikle tedavinin 2-3. haftasından sonra Uz.Dr. Banu Altoparlak/ Avrasya Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı/ 0 212 665 50 50
Avrasya Hospital'den Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uz.Dr. Banu Altoparlak çağımızın illet hastalığı Akciğer Kanserine neden olan faktörleri Zeytinburnu Haber'e anlattı.
AKCİĞER KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hastalığın belirtileri; genellikle erken dönemde ortaya çıkmaz. Bu nedenle, bir çok durumda kontrol amacıyla veya başka bir nedenle çekilen akciğer filmleri ile tanı konulur. Akciğer kanserinin belirtileri; akciğer kanserinin kendisine, uzak organlara yayılımına veya kanser hücreleri tarafından salgılanan hormon benzeri bazı maddelere bağlı olabilir. Sık görülen belirtiler:

♦ Düzelmeyen öksürük.

♦ Balgamla karışık kanama.

♦ Açıklanamayan halsizlik.

♦ Nefes darlığı.

♦ Boyunda veya yüzde şişme.

♦ Tekrarlayan bronşit, zatüre atakları.

♦ İştah veya kilo kaybı.

♦ Ses kısıklığı.

♦ Göğüs, sırt veya omuzda ısrarlı ağrı.

AKCİĞER KANSERİNİN TANISI

Hastanın doktoru tarafından belirtileri değerlendirilerek fizik muayenesi yapılır ve bir dizi inceleme yapılır. Bu incelemeler; tümörün varlığı, yerleşim yeri, komşu organlarla ilişkisi, yaygınlığı, tipi, operasyona uygunluğunu değerlendirmek için yapılır. Tanı için yapılacak bu incelemeler:

Akciğer grafisi

Akciğer kanseri tanısında en çok kullanılan aşamadır. X ışını kullanılır. Akciğerlerde tümör veya tümörün oluşturduğu anormal görünümleri ortaya çıkarır.

Bilgisayarlı akciğer tomografisi

Akciğerde kansere bağlı olabilecek belirtilerin ortaya çıkarılmasında akciğer grafisinden daha duyarlı bir görüntüleme yöntemidir. Üç boyutlu değerlendirilerek, tümörün damarsal ve diğer yapılar ile ilişkisi gösterilir. Bilgisayarlı beyin tomografisi ise tümörün beyine yayılımının olup olmadığının değerlendirilmesini sağlar

Manyetik Rezonans Görüntüleme

Bilgisayarlı tomografiye benzer ancak görüntülemede X ışını yerine manyetik alan kullanılır. Tümörün yerleşimi ile ilgili bazı özel bilgileri elde etmek için istenir.

Pozitron Emisyon Tomografisi (PET, PET-BT)

Vücut hücrelerinin şekeri kullanması esasına dayanır. Tüm vücutta radyoaktif şekeri tutan tümör hücrelerinin görüntülenmesini sağlar.

Sintigrafik yöntemler

En sık uygulanan tüm vücut kemik sintigrafisidir. Kanserin kemiklere yayılımı değerlendirilir.

Balgam sitolojisi

Bronş salgılarının mikroskop altında değerlendirilerek, tümör hücrelerinin incelenmesidir.

Biyopsi

Mikroskop altında değerlendirmek üzere hastalıklı bölgeden örnek doku alınmasıdır. Biyopsi örneği, göğüs duvarından akciğerlere ulaşılarak, bronkoskop ile veya küçük cerrahi bir kesi ile elde edilebilir.

Bronkoskopi

Bronkoskop olarak adlandırılan bir cihaz aracılığıyla akciğerlerdeki hava yollarının gözlenmesi esasına dayanır. Bu işlem sırasında anormal görünüm veya tümör saptanırsa biyopsi alınır.

Mediastinoskopi

İki akciğer arasındaki mediasten olarak adlandırılan bölgenin gözlemlenerek, buradaki lenf bezlerinin alınmasıdır. Bu işlemde amaç kanser hücrelerinin mediasten lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını değerlendirmektir.

AKCİĞER KANSERİNİN TİPLERİ

Akciğer kanserinin; küçük hücreli ve küçük hücreli dışı olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Bu iki ana grup tüm akciğer kanserlerinin % 90’ını oluşturur.Küçük hücreli akciğer kanseri; Akciğer kanserlerinin %15-25’ini oluşturur. Oldukca hızlı büyür ve erken dönemde uzak metastaz (yayılım) yapabilir.Küçük hücreli dışı akciğer kanseri; Akciğer kanserinin %70-75’i bu gruba girmektedir. Başlıca üç alt grubu vardır:

Epidermoid kanser

Adenokanser

Büyük hücreli kanser

EVRELEME

Hastalığın yaygınlığının, tedavi için uygun yöntemin belirlenmesi için yapılan değerlendirmedir. Bu değerlendirme sonucuna göre; cerrahi, radyoterapi, kemoterapi gibi tedavi yöntemlerinin seçimi hakkında karar verilir.Küçük hücreli akciğer kanserinde evreleme; sınırlı ve yaygın hastalık olarak yapılır.

Küçük hücre dışı akciğer kanseri ise Evre I-IV arasında dört evrede değerlendirilir. Evre I, II ve III’ün A ve B olmak üzere ikişer alt grubu vardır. Evre IV hastalığın en ileri dönemini tanımlamaktadır. Tümörün göğüs kafesi dışındaki organlara yayılımı söz konusudur.

TEDAVİ

Evrelere göre tedavi yaklaşımları

Küçük hücreli akciğer kanseri

Sınırlı hastalık: Kemoterapi ile birlikte radyoterapi (ışın tedavisi) uygun tedavi yaklaşımıdır

Yaygın hastalık. Başlıca tedavi yöntemi; kemoterapidir.

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri

Evre I : Bu evrede tümör ve lenf bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması uygun tedavi yaklaşımıdır.

Evre II: Tümör ve lenf bezlerinin ameliyat ile çıkarılmasının ardından gerekirse kemoterapi veya radyoterapidir

Evre IIIA: Bu evrede ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi farklı sıralamalarla uygulanabilir.

Evre IIIB : Radyoterapi ve kemoterapi uygun yaklaşımdır.

Evre IV: Bu evrede kemoterapi veya destek tedavi uygulanabilir.

Akciğer kanseri tedavisinde önerilen tüm tedavilerde amaç; hastalığın kontrol altında tutulması, yaşam süresinin uzatılması, yakınmaların ortadan kaldırılması ve daha kaliteli bir yaşam sağlanmasıdır.

Cerrahi tedavi

Genellikle sınırlı evredeki hastalığın (Evre I, II, kimi zaman evre III) tedavisinde uygulanır. Hastalığı bir akciğerin dışına yayılmamış, uygun hastada seçkin tedavi yöntemidir. Akciğer kanserli hastaların %10-35’inde cerrahi tedavi uygulanabilmektedir, ancak uygulanan cerrahi tedavi her zaman kesin tedavi anlamına gelmemektedir. Ameliyat öncesi hücre düzeyinde yayılmış tümör, ameliyat sonrası dönemde ortaya çıkabilmektedir.Küçük hücreli akciğer kanserinde cerrahi çok nadiren baş vurulan bir yöntemdir. Tümörün yerleşimine, hastanın solunum fonksiyonlarına göre farklı cerrahi yöntemler belirlenir. Bu yöntemler:

Lobektomi: Akciğerin loblarından birinin çıkarılması

Bilobektomi: Sağ akciğerin iki lobunun çıkarılması

Sınırlı rezeksiyon: Akciğerin bir lobunun bir parçasının çıkarılmasıdır

Pnömonektomi: Bir akciğerin tamamının çıkarılmasıdır

Akciğer cerrahisi genel anestezi gerektiren büyük bir cerrahi işlemdir. Göğüs kafesinin yanından bir kesi yapılır. Kaslar ve kaburgalar ayrılarak hastalıklı bölge değerlendirilir.

Hastalığın durumuna göre yukarıdaki yöntemlerden biri seçilerek uygulanır. Ameliyat sonrası göğüs boşluğu içerisine bir tüp yerleştirilerek dikişlerle kapatılır. Bu tüp ile cerrahi sonrası kanama ve hava kaçağı takibi yapılır. Tüp genellikle bir gün sonra çıkarılır.

Ameliyat sonrası oluşabilecek komplikasyonlar; Kanama, yara yerinde enfeksiyon, zatüre, solunum sıkıntısı, kansızlık, kalp atım düzensizliğidir. Bu komplikasyonlar yönünden hastanın daha yakından izlenebilmesi için hasta birkaç gün yoğun bakım ünitesinde, daha sonra da yaklaşık bir hafta normal hastane odasında takip edilir.

Cerrahi sonrası hastalığın seyri, hastanın yaşı, genel durumu, hastalığın evresi, hastalığın seyri gibi pek çok faktöre bağlıdır. Cerrahi sonrası iyileşme; 4-12 hafta süre alır.

Hastalığın bazı evrelerinde göğüs boşluğuna sıvı toplanabilir. Bu durum hem nefes almayı zorlaştırır hem de ışın tedavisi verilmesini engeller. Tedavisi için tüp torakostomi işlemi uygulanır. Göğüs yan duvarından 1 cm.lik delikten sıvı boşaltılır ve tekrar toplanmaması için ilaç verilir. Lokal anestezi ile yapılır. Hasta 1-2 gün hastanede yatar.

Kemoterapi (İlaç tedavisi)

Kemoterapi vücuttaki tüm kanser hücrelerini yok etmek amacıyla özel ilaçlar kullanılarak yapılan bir tedavi şeklidir. Kemoterapi, yukarıda da belirtildiği gibi kanser tedavisinde tek başına, cerrahi tedavi veya radyoterapi ile birlikte uygulanabilir. Kemoterapi ilaçları hızla çoğalan kanser hücrelerine kan yoluyla ulaşarak etki eder. Kanser hücresinin bölünmesini ve yenilenmesini engelleyerek ölümüne neden olur.

Kemoterapi, ağızdan hap olarak veya damardan infüzyon yoluyla uygulanır. Tedavi düzenli aralıklarla, genellikle 3-4 haftada bir verilir. Bu yaklaşımda amaç; hastanın tekrar güçlenmesine ve sağlıklı dokuların kendisini yenilemesine olanak sağlanmasıdır.

Genellikle kemoterapide birkaç ilaç birlikte uygulanır. Bu yaklaşım tedavi etkinliğini arttırır. İlaç uygulanımı için genellikle hastaneye yatış gerekmez. Kemoterapi kanser hücrelerini etkilerken, kıl kökü, kemik iliği, mide barsak mukozası gibi vucutta hızlı çoğalan sağlıklı hücrelere de etki eder ve bu etkilere bağlı olarak kemoterapinin yan etkileri ortaya çıkar. Normal hücreler kendilerini yenilediklerinden yan etkiler genellikle geçici olmaktadır.

Kemoterapiye bağlı sık görülen yan etkiler :

Yorgunluk

Bulantı, kusma

Saç dökülmesi

Ağız yaraları

İshal

İlacın kemik iliği üzerine etkileri ile; kansızlık, lökopeni (vücudun savunma hücreleri olan lökositlerin sayısında azalma), trombositopeni (kanamayı durduran hücreler olan trombositlerin sayısında azalma)

Ellerde ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma

Kemoterapinin uygulandığı yerde deride kızarma

Radyoterapi (Işın tedavisi)


Hızlı bölünen kanser hücrelerinin yüksek enerjili X ışınları ile öldürülmesi esasına dayanır. Ağrısız bir yöntemdir. Bu tedavi uygulandığı bölgedeki tümör hücrelerini öldürmektedir. Tümör hücreleri bu tedaviye normal hücrelerden daha fazla duyarlıdır, bu nedenle daha fazla ölürler. Etkilenen bölgedeki normal hücreler hızla kendilerini yenilerler. Radyoterapi öncesinde tedavinin yapılacağı klinikte tedavi planlanır. Bu süre içerisinde tedavi masasında hareketsiz yatan hastanın tedavi alanı, deri üzerine çizilerek belirlenir. Tedavi odasında kalış süresi 10-30 dakikadır, tedavi 1-5 dakika sürer. Genellikle tedavi 2-6 hafta devam eder. Tedavi hastayı radyoaktif hale getirmez, çevredeki insanlara zarar vermez.

Radyoterapi sonrası sık görülen yan etkiler:

Halsizlik

Tedavi bölgesindeki deride kaşınma, soyulma, kızarıklık, kıllarda dökülme

İştahsızlık

Öksürük, balgam çıkarma, boğaz ağrısı, yutmada güçlük (genellikle tedavinin 2-3. haftasından sonra

Uz.Dr. Banu Altoparlak/ Avrasya Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı/ 0 212 665 50 50
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bahis siteleri spor bahisleri yüksek oranlar banko iddaa tahminleri