SEYİTNİZAM KONAKLARI
ELİT YAPI

AK GENÇLERİN DANIŞMA MECLİSİ-VİDEO

GÜNDEM 13.12.2010 - 15:41, Güncelleme: 13.12.2010 - 15:41
 

AK GENÇLERİN DANIŞMA MECLİSİ-VİDEO

Ak Parti Gençlik Kolları Aralık ayı Danışma Meclisi toplantısını geniş bir katılımla Zeytinburnu Kazlıçeşme Kültür Merkezinde yaptı.

Ak Parti Gençlik Kolları Aralık ayı Danışma Meclisi toplantısına, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, Ak Parti İstanbul Gençlik Kolları BaşkanıErkan Kandemir, Ak Parti Zeytinburnu Gençlik Kolları Başkanı Soner Kurt, Beşiktaş İlçesi Yerel Yönetimlerden sorumlu Başkan Yardımcısı Cemil Coşkun Budak ve Zeytinburnulu Ak Gençler katıldılar. Danışma Meclisine katılan ve birde konuşma yapan Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın gençlere kendisinin ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hayatından örnekler verdi. Başkan Aydın konuşmasına şöyle devam etti. ‘’Genç dinamik insanlara her zaman ihtiyaç var. Ben 50 Yaşındayım yolu yarıladım. Ben okumak için Zeytinburnu’na geldiğimde bu sokaklarda kayboluyordum. Şimdi ise buranın belediye başkanı oldum. Recep Tayyip Erdoğan Kasımpaşa’da ikamet eden bir işçinin oğluydu şimdi ise Bu ülkenin Başbakanı. Şimdi sizler yarın hangi görevde olacağınızı kim bilebilir. Bun sadece Allah bilir. Buradan onlarca işadamı çıkmayacağını kim iddia edebilir. Yalnızca hedefleriniz büyük olsun. Büyük hedeflere ulaşırken doğruluktan adaletten düzgünlükten taviz vermemek gerekir. Hak yememek gerekir. Adaletli olmak gerekir. Büyük hedef adam gibi adam olarak elde edilir. Öğrenciyseniz iyi bir öğrenci işçi iseniz iyi bir işçi olmanız gerekir. Onun için kendinize hedef okuyun ve bu hedefe ulaşmak için mücadele edin. Haziranda genel seçimler var şimdi hedefimiz bu genel seçimlerden başarı ile çıkma olsun’’ dedi. HABERİN GÖRÜNTÜLERİ ZEYTİNBURNU TV'DE TIKLA-İZLE Başkan Aydın’ın ardından kürsüye Ak Parti Zeytinburnu Gençlik Kolları Başkanı Soner kurt çıktı. Kurt yapılan başarılı çalışmaların ardından alınan güzel sonuçları örnek göstererek 2011 genel seçimleri içim daha çok çalışmalıyız dedi. Gençlik Kolları Başkanı Soner Kurt konuşmasına şöyle devam etti. ‘’Değerli il başkanım, il yürütme ve yönetim kurulu üyeleri, ana kademe ilçe başkanım ve yönetim kurulu üyeleri, belediye başkanım, kadın kolları başkanım, z.burnu gençlik kollarının çok kıymetli mensupları, değerli misafirler, danışma meclisimize hoş geldiniz şeref verdiniz. Ak partiye gönül vermiş, referandum sürecinde üzerine düşeni bihakkın yerine getirmiş ve inşaallah önümüzdeki seçimlerde de gönül verdiği değerler uğrunda canla başla çalışacak olan kıymetli kardeşlerim hepinizi en samimi duygularla selamlıyorum. Referandumda elhamdülillah istediğimiz neticeye ulaştık lakin %42'lik bir hayır cephesi vardı ki bu kesimle alakalı tesbit ve düşüncelerimi müsadenizle paylaşmak istiyorum.evet bu kesim nasıl oluştu? nasıl olurda eğitim düzeyi yüksek olan bu kesim demokrasi düşmanı, hoşgörüsüz ve tabiri diğerle tabucu olabilir? bu kesimi bu duruma getiren sebepler nedir?yaptıkları salt demokrasi düşmanlığımıdır?yoksa bize; siz demokrasiyi de getirseniz, ülkeyi hakettiği yere getirsenizde bunu sadece siz yapmış olduğunuz için hayır dedik, siz sadece siz olduğunuz için biz hayır dedik mi demek istediler. Tabi burada kendimize de sormamız gereken soru bu kesimin sahip olduğu bu tarz düşüncelerinden sadece kendilerinin mi yoksa bizimde mi sorumlu olduğumuz sorusu .Birbirine bu kadar zıt düşüncelerin, zıt kesimlerin oluşmasında bizlerinde onlar kadar sorumlu olduğumuzu kabul etmek durumundayız. %42'lik kesimin geneli itibariyle yapılan değerlendirmelerde bu kesimin geçmişiyle irtibatının koptuğu daha doğrusu geçmişiyle bağlarını kopardıklarını ve kendilerince tertemiz ve bembeyaz bir sayfa açıp bugünlere geldiklerini , tarzlarını ve değer yargılarını ona göre dizayn ettikleri ifade ediliyor, tabi artık çok rahatlıkla ifade edebileceğimiz bir gerçek var ki o da bu söylemlerle bu kesimin bir kaç nesli ve tabi kendilerini de kandırdıkları gerçeğidir. Ülkelerini tanımadıkları, geçmişlerini bilmedikleri için Türkiye'yi yarı sömürge ve mazlum bir 3.dünya ülkesi sandılar ve neredeyse 1 asırdan fazla hem bizi hemde kendilerini kandırdılar. Fakat millet ne olduğunun, kim olduğunun farkındaydı ,okumamış olabilirdi ama asla aslını inkar etmedi, unutmadı çünkü bu emirle komutla olacak iş değildi. Millet aslında solcu olduğu için değil Kıbrıs'ın bir kesimini aldığı için dönemin sol düşünceli partisine oy verdi, Kore'ye asker gönderilmesine uzun zamandır ilk kez denizaşırı bir sefere çıkılıyor diye tepki göstermedi. Fakat milletin de bilinçaltında yatan bu düşünceler biraz sorunluydu, yani milletin kendisini Osmanlı'nın devamı gibi görmesi düşüncesi tam olarak yaşayışına yansıyamıyordu, Çünkü büyük bir imparatorluğun mirasına sahip olmak kadar bu imparatorluğun bi manada bozguna uğratılmasının mirasına da sahipti bu millet.Bu bozgun, halkın bilinçaltında hem büyüklük kompleksini, hemde onun zıddı olan aşağılık kompleksini de meydana getirmiş ti yani bir taraftan biz büyük bir milletiz övüncü diğer taraftan biz adam olamayız yerinmesi içiçe duruyordu. Tabi aşağılık kompleksi daha ziyade aydınlarda ve eğitimli kesimde gözleniyordu. Avrupaya göç eden anadolu insanının nasıl o kadar aktif olabildiğini aydınlar hiç anlayamadılar.Şimdiler de Anadolu insanına göbeğini kaşıyan adam diyorlar ve olup bitenleri gene anlamıyorlar. Fakat bugünlerde çok güzel şeyler olmaktadır, milletin güveni tekrar yerine gelmiştir, yapılan onca güzel hizmetler, anayasının bir kısmının deeğişmesi, komşularla sıfır sorun politikası bizim tekrar kucaklayıcı, birleştirici ve liderlik yönümüzün tekrar hatırlanmasına vesile olmaktadır. Tabi bazıları hala Cumhuriyetin bittiğini ileri sürüyor ama asıl biten Cumhuriyet değil sadece yanlış yolda yürütülmüş bir ara rejimdir yani bitmekte olan Cumhuriyet değil onun bir yorumudur. %42'lik kesimi geneli itibariyle bu şekilde ele aldıktan sonra, gelelim bize, bizim gibi düşünenlere, aslında bizim değerlendirmelerimizde daha doğrusu değerlendirmelerimizin tamamında merkeze kendimizi koymamız gerekmektedir yani biz neyi eksik yapıyoruz ki bu kabil sıkıntılar meydana geliyor ,karşımızda bizimle taban tabana zıd bir kesim oluşuyor diye sürekli düşünmemiz gerekiyor, tabiri diğerle iğneyi de çuvaldızıda kendimize batırmamız gerekiyor.Tabi muhatabımızın bize isnad ettiklerini ve düşüncelerini anlamak için onlarında düşüncelerini iyi analiz etmek durumundayız. Bu dönem itibariyle bazı çevreler, zaman zaman Türkiye'nin gittikçe dindarlaştığı iddiasını ortaya atarak hükümetimizin İslam lehinde olabilecek her türlü icraatının önünü tıkamaya çalışıyorlar.Dindarlığın artış gösterdiğini ileri sürerek, laikliğin, Cumhuriyetin tehlike de olduğunu öne sürüyorlar.Bir yerde dindarlığın artıp artmadığını tartışmak için önce dindarlığın ölçüsünü bilmek gerekir. Çoğu müslüman dindarlığın ölçüsü olarak namaz,oruç,zekat ve hacdan söz edebilir, tabi ki bunlar İslam'ın şartlarıdır ancak, eda edilen namaz,oruç,zekat,hac,kendilerini karakter,ahlak,edep ve bunların hal ve hareketlere yansıması ile kısaca gerçek insanlık olarak ortaya koyar ve dindarlığın da ölçüsü,ahlaktır,karakterdir,edeptir ve bunların hal ve hareketlere yansıması,yani genel manasıyla insaniyettir. İçki ve kumar büyük günahtır ama kötü düşünme, gıybet,alay etme,iftira atmakta aynı şekilde büyük günahtır hatta daha da büyük günahtır. Bizi biz yapan değerlere uzak kalışımız,kulak tıkamamız ve herşeyi biliyor olduğumzu iddia etmemiz maalesef sonun başlangıcıdır.Halbuki bizi biz yapan değerlerimize sıkı sıkıya bağlı olursak, samimi,güvenilir,dürüst davranırsak ve yukarıda saydığımız gerçek dindarlık kriterlerine sahip olursak ancak o zaman gerçekten de insanlığa, ülkemize hizmet etmiş olabileceğiz. Bizim derdimiz bal tutup parmağını yalamak değildir, beklentisiz olarak, hizmet etmektir, başbakanımızın ifade ettiği gibi bize sadece Allah razı olsun denilmesini istemektir , sahsi menfaatlerin ötesinde insaniyetimizle insanlara örnek olabilmektir,asıl gayemiz samimiyeti en kuvvetli şekliyle içimizde tesis etmektir ki ancak o zaman hedeflerimize ulaşmak noktasında sıkıntı yaşamaz ve diğer kesimlere de kendimizi kabul ettirmiş oluruz Allah'ın izniyle. Sözlerime Hz.Adem'in oğlu Kabil'e yani ümmetinin bu ilk dikbakışlı kuluna hatırlattığı evet sözleşmesi ile son vermek istiyorum. Ey oğul, hatırlasana unuttuğun kendini.Unutma nereden geldiğini.Unutma söz verdiğini.Ezel günü kendi tabiatın sana açıklandığında, gerçeğinle karşı karşıya durduğunda, sen kendine tanık tutulduğunda. Ve senden söz alındığında, arkamda duran bütün ruhlarla birlikte sende evet dememişmiydin? O kalabalık ümmetin içinde değilmiydin.Yoksa evet'i yeterince güçlü olmayıp sııra yaşamaya gelince gözü korkan,sözünü tutamayan,ahdinden dönenlerdenmisin?Ahdine vefasızlık,kavline ihanet edenlerdenmisin? Hepinizi saygıyla selamlıyorum, Allah'a emanet olun sevgili kardeşlerim. dedi.Gençlik Meclisi sergilenen tiyatro oyunu ile sona erdi. ZEYTİNBURNUHABER.ORG-ÖZEL-TAYLAN DEMİRELLİ
Ak Parti Gençlik Kolları Aralık ayı Danışma Meclisi toplantısını geniş bir katılımla Zeytinburnu Kazlıçeşme Kültür Merkezinde yaptı.
Ak Parti Gençlik Kolları Aralık ayı Danışma Meclisi toplantısına, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, Ak Parti İstanbul Gençlik Kolları BaşkanıErkan Kandemir, Ak Parti Zeytinburnu Gençlik Kolları Başkanı Soner Kurt, Beşiktaş İlçesi Yerel Yönetimlerden sorumlu Başkan Yardımcısı Cemil Coşkun Budak ve Zeytinburnulu Ak Gençler katıldılar. Danışma Meclisine katılan ve birde konuşma yapan Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın gençlere kendisinin ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hayatından örnekler verdi. Başkan Aydın konuşmasına şöyle devam etti.

‘’Genç dinamik insanlara her zaman ihtiyaç var. Ben 50 Yaşındayım yolu yarıladım. Ben okumak için Zeytinburnu’na geldiğimde bu sokaklarda kayboluyordum. Şimdi ise buranın belediye başkanı oldum. Recep Tayyip Erdoğan Kasımpaşa’da ikamet eden bir işçinin oğluydu şimdi ise Bu ülkenin Başbakanı. Şimdi sizler yarın hangi görevde olacağınızı kim bilebilir. Bun sadece Allah bilir. Buradan onlarca işadamı çıkmayacağını kim iddia edebilir. Yalnızca hedefleriniz büyük olsun. Büyük hedeflere ulaşırken doğruluktan adaletten düzgünlükten taviz vermemek gerekir. Hak yememek gerekir. Adaletli olmak gerekir. Büyük hedef adam gibi adam olarak elde edilir. Öğrenciyseniz iyi bir öğrenci işçi iseniz iyi bir işçi olmanız gerekir. Onun için kendinize hedef okuyun ve bu hedefe ulaşmak için mücadele edin. Haziranda genel seçimler var şimdi hedefimiz bu genel seçimlerden başarı ile çıkma olsun’’ dedi.

HABERİN GÖRÜNTÜLERİ ZEYTİNBURNU TV'DE TIKLA-İZLE

Başkan Aydın’ın ardından kürsüye Ak Parti Zeytinburnu Gençlik Kolları Başkanı Soner kurt çıktı. Kurt yapılan başarılı çalışmaların ardından alınan güzel sonuçları örnek göstererek 2011 genel seçimleri içim daha çok çalışmalıyız dedi.

Gençlik Kolları Başkanı Soner Kurt konuşmasına şöyle devam etti.

‘’Değerli il başkanım, il yürütme ve yönetim kurulu üyeleri, ana kademe ilçe başkanım ve yönetim kurulu üyeleri, belediye başkanım, kadın kolları başkanım, z.burnu gençlik kollarının çok kıymetli mensupları, değerli misafirler, danışma meclisimize hoş geldiniz şeref verdiniz.

Ak partiye gönül vermiş, referandum sürecinde üzerine düşeni bihakkın yerine getirmiş ve inşaallah önümüzdeki seçimlerde de gönül verdiği değerler uğrunda canla başla çalışacak olan kıymetli kardeşlerim hepinizi en samimi duygularla selamlıyorum.

Referandumda elhamdülillah istediğimiz neticeye ulaştık lakin %42'lik bir hayır cephesi vardı ki bu kesimle alakalı tesbit ve düşüncelerimi müsadenizle paylaşmak istiyorum.evet bu kesim nasıl oluştu? nasıl olurda eğitim düzeyi yüksek olan bu kesim demokrasi düşmanı, hoşgörüsüz ve tabiri diğerle tabucu olabilir? bu kesimi bu duruma getiren sebepler nedir?yaptıkları salt demokrasi düşmanlığımıdır?yoksa bize; siz demokrasiyi de getirseniz, ülkeyi hakettiği yere getirsenizde bunu sadece siz yapmış olduğunuz için hayır dedik, siz sadece siz olduğunuz için biz hayır dedik mi demek istediler.

Tabi burada kendimize de sormamız gereken soru bu kesimin sahip olduğu bu tarz düşüncelerinden sadece kendilerinin mi yoksa bizimde mi sorumlu olduğumuz sorusu .Birbirine bu kadar zıt düşüncelerin, zıt kesimlerin oluşmasında bizlerinde onlar kadar sorumlu olduğumuzu kabul etmek durumundayız.

%42'lik kesimin geneli itibariyle yapılan değerlendirmelerde bu kesimin geçmişiyle irtibatının koptuğu daha doğrusu geçmişiyle bağlarını kopardıklarını ve kendilerince tertemiz ve bembeyaz bir sayfa açıp bugünlere geldiklerini , tarzlarını ve değer yargılarını ona göre dizayn ettikleri ifade ediliyor, tabi artık çok rahatlıkla ifade edebileceğimiz bir gerçek var ki o da bu söylemlerle bu kesimin bir kaç nesli ve tabi kendilerini de kandırdıkları gerçeğidir.

Ülkelerini tanımadıkları, geçmişlerini bilmedikleri için Türkiye'yi yarı sömürge ve mazlum bir 3.dünya ülkesi sandılar ve neredeyse 1 asırdan fazla hem bizi hemde kendilerini kandırdılar. Fakat millet ne olduğunun, kim olduğunun farkındaydı ,okumamış olabilirdi ama asla aslını inkar etmedi, unutmadı çünkü bu emirle komutla olacak iş değildi. Millet aslında solcu olduğu için değil Kıbrıs'ın bir kesimini aldığı için dönemin sol düşünceli partisine oy verdi, Kore'ye asker gönderilmesine uzun zamandır ilk kez denizaşırı bir sefere çıkılıyor diye tepki göstermedi. Fakat milletin de bilinçaltında yatan bu düşünceler biraz sorunluydu, yani milletin kendisini Osmanlı'nın devamı gibi görmesi düşüncesi tam olarak yaşayışına yansıyamıyordu, Çünkü büyük bir imparatorluğun mirasına sahip olmak kadar bu imparatorluğun bi manada bozguna uğratılmasının mirasına da sahipti bu millet.Bu bozgun, halkın bilinçaltında hem büyüklük kompleksini, hemde onun zıddı olan aşağılık kompleksini de meydana getirmiş ti yani bir taraftan biz büyük bir milletiz övüncü diğer taraftan biz adam olamayız yerinmesi içiçe duruyordu.

Tabi aşağılık kompleksi daha ziyade aydınlarda ve eğitimli kesimde gözleniyordu. Avrupaya göç eden anadolu insanının nasıl o kadar aktif olabildiğini aydınlar hiç anlayamadılar.Şimdiler de Anadolu insanına göbeğini kaşıyan adam diyorlar ve olup bitenleri gene anlamıyorlar. Fakat bugünlerde çok güzel şeyler olmaktadır, milletin güveni tekrar yerine gelmiştir, yapılan onca güzel hizmetler, anayasının bir kısmının deeğişmesi, komşularla sıfır sorun politikası bizim tekrar kucaklayıcı, birleştirici ve liderlik yönümüzün tekrar hatırlanmasına vesile olmaktadır.

Tabi bazıları hala Cumhuriyetin bittiğini ileri sürüyor ama asıl biten Cumhuriyet değil sadece yanlış yolda yürütülmüş bir ara rejimdir yani bitmekte olan Cumhuriyet değil onun bir yorumudur.

%42'lik kesimi geneli itibariyle bu şekilde ele aldıktan sonra, gelelim bize, bizim gibi düşünenlere, aslında bizim değerlendirmelerimizde daha doğrusu değerlendirmelerimizin tamamında merkeze kendimizi koymamız gerekmektedir yani biz neyi eksik yapıyoruz ki bu kabil sıkıntılar meydana geliyor ,karşımızda bizimle taban tabana zıd bir kesim oluşuyor diye sürekli düşünmemiz gerekiyor, tabiri diğerle iğneyi de çuvaldızıda kendimize batırmamız gerekiyor.Tabi muhatabımızın bize isnad ettiklerini ve düşüncelerini anlamak için onlarında düşüncelerini iyi analiz etmek durumundayız.

Bu dönem itibariyle bazı çevreler, zaman zaman Türkiye'nin gittikçe dindarlaştığı iddiasını ortaya atarak hükümetimizin İslam lehinde olabilecek her türlü icraatının önünü tıkamaya çalışıyorlar.Dindarlığın artış gösterdiğini ileri sürerek, laikliğin, Cumhuriyetin tehlike de olduğunu öne sürüyorlar.Bir yerde dindarlığın artıp artmadığını tartışmak için önce dindarlığın ölçüsünü bilmek gerekir.

Çoğu müslüman dindarlığın ölçüsü olarak namaz,oruç,zekat ve hacdan söz edebilir, tabi ki bunlar İslam'ın şartlarıdır ancak, eda edilen namaz,oruç,zekat,hac,kendilerini karakter,ahlak,edep ve bunların hal ve hareketlere yansıması ile kısaca gerçek insanlık olarak ortaya koyar ve dindarlığın da ölçüsü,ahlaktır,karakterdir,edeptir ve bunların hal ve hareketlere yansıması,yani genel manasıyla insaniyettir.

İçki ve kumar büyük günahtır ama kötü düşünme, gıybet,alay etme,iftira atmakta aynı şekilde büyük günahtır hatta daha da büyük günahtır.

Bizi biz yapan değerlere uzak kalışımız,kulak tıkamamız ve herşeyi biliyor olduğumzu iddia etmemiz maalesef sonun başlangıcıdır.Halbuki bizi biz yapan değerlerimize sıkı sıkıya bağlı olursak, samimi,güvenilir,dürüst davranırsak ve yukarıda saydığımız gerçek dindarlık kriterlerine sahip olursak ancak o zaman gerçekten de insanlığa, ülkemize hizmet etmiş olabileceğiz.

Bizim derdimiz bal tutup parmağını yalamak değildir, beklentisiz olarak, hizmet etmektir, başbakanımızın ifade ettiği gibi bize sadece Allah razı olsun denilmesini istemektir , sahsi menfaatlerin ötesinde insaniyetimizle insanlara örnek olabilmektir,asıl gayemiz samimiyeti en kuvvetli şekliyle içimizde tesis etmektir ki ancak o zaman hedeflerimize ulaşmak noktasında sıkıntı yaşamaz ve diğer kesimlere de kendimizi kabul ettirmiş oluruz Allah'ın izniyle.

Sözlerime Hz.Adem'in oğlu Kabil'e yani ümmetinin bu ilk dikbakışlı kuluna hatırlattığı evet sözleşmesi ile son vermek istiyorum.

Ey oğul, hatırlasana unuttuğun kendini.Unutma nereden geldiğini.Unutma söz verdiğini.Ezel günü kendi tabiatın sana açıklandığında, gerçeğinle karşı karşıya durduğunda, sen kendine tanık tutulduğunda. Ve senden söz alındığında, arkamda duran bütün ruhlarla birlikte sende evet dememişmiydin? O kalabalık ümmetin içinde değilmiydin.Yoksa evet'i yeterince güçlü olmayıp sııra yaşamaya gelince gözü korkan,sözünü tutamayan,ahdinden dönenlerdenmisin?Ahdine vefasızlık,kavline ihanet edenlerdenmisin?

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, Allah'a emanet olun sevgili kardeşlerim. dedi.Gençlik Meclisi sergilenen tiyatro oyunu ile sona erdi. ZEYTİNBURNUHABER.ORG-ÖZEL-TAYLAN DEMİRELLİ
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bahis siteleri spor bahisleri yüksek oranlar banko iddaa tahminleri